İmar Barışı

YIKIM VE İMAR PARA CEZASININ KONUSU : YAPI

YIKIM VE İMAR PARA CEZASININ KONUSU : YAPI

GİRİŞ

3194 Sayılı İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerinin konusunu, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olan ‘YAPI’ oluşturmaktadır.


Bu nedenle Yapı niteliğinde olmayan imalatlar hakkında bu maddeler uyarınca yıkım ve para cezası verilemez.


YAPI KAVRAMININ TANIMI

3194 Sayılı İmar Kanunu’nun 5. maddesinde YAPI; “karada ve suda, daimi veya muvakkat, resmi ve hususi yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve müteharrik tesislerdir.” şeklinde tanımlanmıştır.

Görüldüğü üzere YAPI kavramının çok geniş bir uygulama alanı mevcuttur.


Danıştay kararlarında Yapı olarak kabul edilen imalatlara şu örnekler verilebilir:


-Temel Betonu

-İstinat Duvarı

-Bahçe Duvarı

- Havuz

-Merdiven

-Reklam Panosu

-Baz İstasyonu Kulesi ve Güç Ünitesi

-Atm Cihazları

-Konteyner

-İskele

-Oto Yıkama ünitesi ve buradaki pergola benzeri yapı (Markiz-kanopi)

-GES (güneş enerjisi sistemi), RES (rüzgar enerjisi sistemi),

-Kır düğünü pisti,

-Çelik profil/betonarme niteliğindeki aydınlatma direği,

-Demir/betonarme köprü


Danıştay kararlarında Yapı olarak kabul edilmeyen imalatlara ise şu örnekler verilebilir:


- Tel örgü,

- Kapalı alan oluşturmayacak şekilde, güneş ve yağmurdan korunma amacına yönelik olarak ve taşıyıcı unsuru etkilemeyecek nitelikte yapılmış olan PERGOLA/SUNDURMA


BİNA KAVRAMININ TANIMI


3194 Sayılı İmar Kanunu’nun 5. maddesinde BİNA; “Kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır.” şeklinde tanımlanmıştır.


Görüldüğü üzere bina, yapıya göre daha dar bir tanıma sahiptir. Bina niteliğinde olmasa dahi, yapı olarak kabul edilen istinat duvarı, iskele, temel betonu gibi imalatlar için, İmar Kanunu’nun 21. Maddesine göre ruhsat alınması zorunludur. Aksi taktirde, yıkım ve para cezası müeyyideleri uygulanır.


YAPI VE BİNA ARASINDAKİ FARKIN ÖNEMİ


Bina niteliğinde olan imalatlar da Yapı tanımının kapsamına girdiğinden, İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerinin uygulaması bakımından, bir imalatın YAPI veya BİNA niteliğinde olması arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır.


Ruhsatsız olarak yapılan bir imalat hakkında, ister bina niteliğinde olsun, isterse bina niteliğinde olmayan yapılardan olsun, İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddeleri uyarınca yıkım ve para cezası müeyyideleri uygulanabilir.


Yapı ve Bina arasındaki fark, Türk Ceza Kanunu’nun 184. maddesinde düzenlenen “İmar Kirliliğine Neden Olma” suçunda karşımıza çıkmaktadır.


TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrasındaki suçun oluşabilmesi için failin yapı ruhsatiyesi almadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapması ya da yaptırması gerekmektedir.


TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun konusu, belediye sınırları veya özel imar rejimine tabi yerlerde bulunan binadır. Bu anlamda, belediye sınırları veya özel imar rejimine tabi yerler dışında bulunan binalar, anılan düzenlemenin kapsamına girmemektedir. Binanın mutlaka betonarme olması gerekmeyip ahşap binalar da TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrası kapsamındadır. Yine bu suç bakımından binanın ruhsata tabi olması yeterli olup belirli bir genişlikte veya yükseklikte olmasına gerek yoktur.


Maddede belirtilen "bina" kavramından ne anlaşılması gerektiğine ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmemiş olup, bu kavram İmar Kanunu’nun 5. maddesine göre belirlenmektedir.


TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrasında yalnızca binadan söz edilmiş olup "yapı" kavramına yer verilmemiştir. Bu nedenle, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yapılan bahçe, istinat duvarı, yüzme havuzu, iskele, köprü, tünel, rıhtım, yol ve benzeri yapılar suç kapsamına dâhil değildir (Abdulbaki Giyik, İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu, TBB Dergisi, Yıl: 2018, S. 134, s. 77).


Mevcut bir bina üzerinde ve binanın kapsamı dahilinde olmak koşuluyla, İmar Kanunu’nun 21. maddesinin 3. fıkrası uyarınca "Derz, iç ve dış sıva, boya, badana, oluk, dere, doğrama, döşeme ve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri ile çatı onarımı ve kiremit aktarılması ve yönetmeliğe uygun olarak mahallin hususiyetine göre belediyelerce hazırlanacak imar yönetmeliklerinde belirtilecek taşıyıcı unsuru etkilemeyen diğer tadilatlar ve tamiratlar" ruhsata tabi olmadığından, yapılan değişikliğin bu kapsamda kalması hâlinde suç oluşmayacaktır.


Ancak, yasal düzenlemede sayılan hususlar dışında yapılan değişikliklerin mutlaka imar kirliliğine neden olma suçunu oluşturacağı sonucuna ulaşılmamalıdır. İmar Kanunu’nun 21. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen sınırlamalar dışında kalan değişiklikler bakımından imar kirliliğine neden olma suçunun oluşabilmesi için;


· Söz konusu değişikliklerin ya İmar Kanunu’nun 5. maddesi anlamında bina olarak nitelendirilmesi,


· Ya da yapılan esaslı tadilatların binanın taşıyıcı unsurunu etkilemesi gerekmektedir.


Yapılan değişikliklerin bina olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinde başvurulan ölçütlerden birisi, bunların "esaslı tadilat" kapsamında kalıp kalmadığıdır. Esaslı tadilat, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 4. maddesinin (y) bendinde; "Yapılarda taşıyıcı unsuru etkileyen veya yapı inşaat alanını veya emsale konu alanını veya taban alanını veya bağımsız bölüm sayısını veya ortak alanların veya bağımsız bölümlerin alanını veya kullanım amacını veya ruhsat eki projelerini değiştiren işlemler" şeklinde tanımlanmış ve esaslı tadilatın ruhsata tabi olduğu ifade edilmiştir.


Yargıtay uygulamalarına göre de sonradan ruhsata aykırı olarak yapılan değişikliklerin bina niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesinde binanın taşıyıcı unsurunu etkileyip etkilemediği veya alan kazanma niteliğinde olup olmadığı hususları dikkate alınmaktadır. Yine İmar Kanunu'nun 5. maddesine uygun kapalı alanda kullanılan malzemenin kalıcı olup olmadığı ve değişikliğin sabit şekilde yapılıp yapılmadığı da Yargıtay Özel Ceza Dairelerince değişikliklerin bina vasfında olup olmadığının değerlendirilmesinde kullanılan ölçütlerdendir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 06.11.2018 tarih, E:2015/176, K:2018/503)


Yapılan değişiklikler bina olarak nitelendirilemiyorsa, İmar Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrasına aykırı davranılması nedeniyle aynı Kanun’un 32. ve 42. maddelerinde belirtilen idari yaptırımların uygulanmasıyla yetinilmelidir. Buna karşın, yapılan değişikliklerin İmar Kanunu’nun 5. maddesi anlamında bina vasfını taşıması durumunda TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrasındaki imar kirliliğine neden olma suçu da oluşacaktır.

GİRİŞ

3194 Sayılı İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerinin konusunu, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olan ‘YAPI’ oluşturmaktadır.


Bu nedenle Yapı niteliğinde olmayan imalatlar hakkında bu maddeler uyarınca yıkım ve para cezası verilemez.


YAPI KAVRAMININ TANIMI

3194 Sayılı İmar Kanunu’nun 5. maddesinde YAPI; “karada ve suda, daimi veya muvakkat, resmi ve hususi yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve müteharrik tesislerdir.” şeklinde tanımlanmıştır.

Görüldüğü üzere YAPI kavramının çok geniş bir uygulama alanı mevcuttur.


Danıştay kararlarında Yapı olarak kabul edilen imalatlara şu örnekler verilebilir:


-Temel Betonu

-İstinat Duvarı

-Bahçe Duvarı

- Havuz

-Merdiven

-Reklam Panosu

-Baz İstasyonu Kulesi ve Güç Ünitesi

-Atm Cihazları

-Konteyner

-İskele

-Oto Yıkama ünitesi ve buradaki pergola benzeri yapı (Markiz-kanopi)

-GES (güneş enerjisi sistemi), RES (rüzgar enerjisi sistemi),

-Kır düğünü pisti,

-Çelik profil/betonarme niteliğindeki aydınlatma direği,

-Demir/betonarme köprü


Danıştay kararlarında Yapı olarak kabul edilmeyen imalatlara ise şu örnekler verilebilir:


- Tel örgü,

- Kapalı alan oluşturmayacak şekilde, güneş ve yağmurdan korunma amacına yönelik olarak ve taşıyıcı unsuru etkilemeyecek nitelikte yapılmış olan PERGOLA/SUNDURMA


BİNA KAVRAMININ TANIMI


3194 Sayılı İmar Kanunu’nun 5. maddesinde BİNA; “Kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır.” şeklinde tanımlanmıştır.


Görüldüğü üzere bina, yapıya göre daha dar bir tanıma sahiptir. Bina niteliğinde olmasa dahi, yapı olarak kabul edilen istinat duvarı, iskele, temel betonu gibi imalatlar için, İmar Kanunu’nun 21. Maddesine göre ruhsat alınması zorunludur. Aksi taktirde, yıkım ve para cezası müeyyideleri uygulanır.


YAPI VE BİNA ARASINDAKİ FARKIN ÖNEMİ


Bina niteliğinde olan imalatlar da Yapı tanımının kapsamına girdiğinden, İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerinin uygulaması bakımından, bir imalatın YAPI veya BİNA niteliğinde olması arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır.


Ruhsatsız olarak yapılan bir imalat hakkında, ister bina niteliğinde olsun, isterse bina niteliğinde olmayan yapılardan olsun, İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddeleri uyarınca yıkım ve para cezası müeyyideleri uygulanabilir.


Yapı ve Bina arasındaki fark, Türk Ceza Kanunu’nun 184. maddesinde düzenlenen “İmar Kirliliğine Neden Olma” suçunda karşımıza çıkmaktadır.


TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrasındaki suçun oluşabilmesi için failin yapı ruhsatiyesi almadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapması ya da yaptırması gerekmektedir.


TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun konusu, belediye sınırları veya özel imar rejimine tabi yerlerde bulunan binadır. Bu anlamda, belediye sınırları veya özel imar rejimine tabi yerler dışında bulunan binalar, anılan düzenlemenin kapsamına girmemektedir. Binanın mutlaka betonarme olması gerekmeyip ahşap binalar da TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrası kapsamındadır. Yine bu suç bakımından binanın ruhsata tabi olması yeterli olup belirli bir genişlikte veya yükseklikte olmasına gerek yoktur.


Maddede belirtilen "bina" kavramından ne anlaşılması gerektiğine ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmemiş olup, bu kavram İmar Kanunu’nun 5. maddesine göre belirlenmektedir.


TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrasında yalnızca binadan söz edilmiş olup "yapı" kavramına yer verilmemiştir. Bu nedenle, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yapılan bahçe, istinat duvarı, yüzme havuzu, iskele, köprü, tünel, rıhtım, yol ve benzeri yapılar suç kapsamına dâhil değildir (Abdulbaki Giyik, İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu, TBB Dergisi, Yıl: 2018, S. 134, s. 77).


Mevcut bir bina üzerinde ve binanın kapsamı dahilinde olmak koşuluyla, İmar Kanunu’nun 21. maddesinin 3. fıkrası uyarınca "Derz, iç ve dış sıva, boya, badana, oluk, dere, doğrama, döşeme ve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri ile çatı onarımı ve kiremit aktarılması ve yönetmeliğe uygun olarak mahallin hususiyetine göre belediyelerce hazırlanacak imar yönetmeliklerinde belirtilecek taşıyıcı unsuru etkilemeyen diğer tadilatlar ve tamiratlar" ruhsata tabi olmadığından, yapılan değişikliğin bu kapsamda kalması hâlinde suç oluşmayacaktır.


Ancak, yasal düzenlemede sayılan hususlar dışında yapılan değişikliklerin mutlaka imar kirliliğine neden olma suçunu oluşturacağı sonucuna ulaşılmamalıdır. İmar Kanunu’nun 21. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen sınırlamalar dışında kalan değişiklikler bakımından imar kirliliğine neden olma suçunun oluşabilmesi için;


· Söz konusu değişikliklerin ya İmar Kanunu’nun 5. maddesi anlamında bina olarak nitelendirilmesi,


· Ya da yapılan esaslı tadilatların binanın taşıyıcı unsurunu etkilemesi gerekmektedir.


Yapılan değişikliklerin bina olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinde başvurulan ölçütlerden birisi, bunların "esaslı tadilat" kapsamında kalıp kalmadığıdır. Esaslı tadilat, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 4. maddesinin (y) bendinde; "Yapılarda taşıyıcı unsuru etkileyen veya yapı inşaat alanını veya emsale konu alanını veya taban alanını veya bağımsız bölüm sayısını veya ortak alanların veya bağımsız bölümlerin alanını veya kullanım amacını veya ruhsat eki projelerini değiştiren işlemler" şeklinde tanımlanmış ve esaslı tadilatın ruhsata tabi olduğu ifade edilmiştir.


Yargıtay uygulamalarına göre de sonradan ruhsata aykırı olarak yapılan değişikliklerin bina niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesinde binanın taşıyıcı unsurunu etkileyip etkilemediği veya alan kazanma niteliğinde olup olmadığı hususları dikkate alınmaktadır. Yine İmar Kanunu'nun 5. maddesine uygun kapalı alanda kullanılan malzemenin kalıcı olup olmadığı ve değişikliğin sabit şekilde yapılıp yapılmadığı da Yargıtay Özel Ceza Dairelerince değişikliklerin bina vasfında olup olmadığının değerlendirilmesinde kullanılan ölçütlerdendir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 06.11.2018 tarih, E:2015/176, K:2018/503)


Yapılan değişiklikler bina olarak nitelendirilemiyorsa, İmar Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrasına aykırı davranılması nedeniyle aynı Kanun’un 32. ve 42. maddelerinde belirtilen idari yaptırımların uygulanmasıyla yetinilmelidir. Buna karşın, yapılan değişikliklerin İmar Kanunu’nun 5. maddesi anlamında bina vasfını taşıması durumunda TCK’nın 184. maddesinin birinci fıkrasındaki imar kirliliğine neden olma suçu da oluşacaktır.

Yorumlar

  1. Yorum bulunmamaktadır.

Yorum Yaz

Adres
905322052719