Yargı Kararları

KAÇAK BİNA YAPMA VEYA YAPTIRMA SURETİYLE  İMAR KİRLİLİĞİNE NEDEN OLMA SUÇU. VE YARGI KARARLARI IŞIĞINDA UYGULAMASI .

  KAÇAK BİNA YAPMA VEYA YAPTIRMA SURETİYLE  İMAR KİRLİLİĞİNE NEDEN OLMA SUÇU. VE YARGI KARARLARI IŞIĞINDA UYGULAMASI  .


 

 

GİRİŞ

 

İmar kirliliği, sağlıklı çevreyi ve dolayısıyla insan yaşamını etkileyen önemli bir olgudur ve herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. İnsanın yaşamını sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmesi ve yaşam kalitesini artırabilmesi için çevrenin korunması gerekir. Çağdaş anayasalar çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevreyi kirlenmesini önleme konusunda devlete ve vatandaşlara bir takım ödevler getirmiştir. Çevre hakkının gerçekleşmesi için devlet tarafından bir takım olumlu edimlerde bulunulması gerekli olduğundan, bu hak “pozitif statü hakları” arasında kabul edilmektedir.

 

 Bu amaçla başta Anayasa’nın 56. maddesi olmak üzere çeşitli yasal düzenlemeler yapılmıştır. Bu bağlamda  inceleme konumuzun da dahil olduğu “Çevreye Karşı Suçlar”  bahsi ceza kanunu düzeyinde  ilk kez 1 Haziran 2005 tarihi itibarıyla 5237 sayılı  Kanun ile mevzuaatımıza girmiştir.

 

 Çevre, canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamı ifade etmektedir. İmar ise kişinin içinde yaşadığı  fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak amacıyla hazırlanan  yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlayan kurallar manzumesidir. Bu durumda  kişi  imar mevzuatına aykırı davranmak suretiyle  imar kirliliğine neden olmakta dolayısıyla  çevreye karşı da zarar vermektedir.

 

Bu nedenle, “İmar Kirliliğine Neden Olma” suçu ile    korunan  hukuki değer olarak karşımıza ”çevre” çıkmaktadır. Nitekim bu suç Türk Ceza Kanununda “Çevreye karşı suçlar” başlıklı bölüm altında “çevrenin kasten kirletilmesi”, “ çevrenin taksirle kirletilmesi” ve “ gürültüye neden olma” suçları ile birlikte düzenlenmiştir

 

Suç teorisine gore, suçun maddi unsurunun varlığından söz edilebilmesi için, fiilin kanundaki tanıma uygun olması gerekir. Fiil kanundaki tanıma uygun değilse, zaten ortada suçun maddi unsuru yoktur. Çalışma konumuz olan  suçun konusunun özetle imar mevzuaatına ayırı davranış ve haller olduğu kşkusuzdur.  O halde  bu suça konu  fililin kanundaki tanımını belirlemek  için 3194 sayılı  Kanuna müracat etmek durumundayız.

 

Bu itibarla imar kirliliğine ilişkin  bir uygulama yaparken her iki düzenleme  hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Nitekim yasa koyucu bu hususu gözeterek,İmar Kanunu uyarınca uygulanacak “idari yaptırımlarla” ilgili olarak 42. madde “Yukarıdaki fıkralar uyarınca tahsil olunan idari para cezaları, aynı fiil nedeniyle 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 184 üncü maddesine göre mahkûm olanlara faizsiz olarak iade edilir.” şeklinde bir düzenlemeye yer vermek suretiyle bu konuya dikkat çekmiş  yaşanacak haksızlıkların önüne geçmeye çalışmıştır.

 

Çalışmamızda  TCK’nın 184. maddesinde düzenlenen ”İmar Kirliliğine Neden Olma” suçu daha çok uygulayıcılara dönük olarak irdelenecektir. Söz konusu madde konusu itibarıyla üç ayrı suç tipine ilişkin düzenleme öngörülmüştür. Bunlardan birinci tipi, ”kaçak bina ”yapma” veya ”yaptırma” suretiyle  imar kirliliğinine neden olma” suçu ,ikinci tipi, ”ruhsatsız inşaat şantiyelerine elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade etmek suretiyle  imar kirliliğinine neden olma” suçu ve üçüncü tipi ”ruhsatsız binalarda sınai faaliyet icrasına müsaade etmek suretiyle  imar kirliliğinine neden olma” suçu olarak tanımlayabiliriz  İncelememizi sadece birinci suç tipi ile sınırlı tuttuğumuzdan, makalemizin başlığını “Kaçak Bina Yapma Veya Yaptırma Suretiyle  İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu” olarak belirledik.

 

Bu amaçla öncelikle konunun daha kolay anlaşılması için imar hukukunu ilgilendiren görece teknik karekterli kavramlar açıklanacak. Ardından konunun mevzuat boyutu ve suç teorisi bağlamında suçun unsurları ana hatlarıyla irdelenecek, son olarak uygulamada sıklıkla karşılaşılan sorunlar,özellikle bozmaya konu olmuş hususlar yargı kararları ışığında irdelecektir. Ayrıca kaçak inşai faaliyetler, gerçekleştiği arazinin niteliğine göre farklı kanuni rejimlere tabi olacağından, ilgili özel kanunlardaki düzenlemelere ilişkin açıklamalara da yer verilecektir.

 

 

 

 

1.     YASAL DÜZENLEME ve  İLGİLİ KAVRAMLAR

 

Konuyla ilgili mevzuat  ve  açıklaması ana hatlarıyala ortaya konulmuştur.

 

TCK 184 İMAR KİRLİLİĞİ

 

Kanun metninde, suçun oluşabilmesi için ”ruhsatsız” veya ”ruhsata aykırı” imalatın olması, bu imalatın ”bina” niteliğinde olması ve inşai faaliyetin ”belediye sınırları içinde” yada ”özel imar rejimine tabi olan yerlerde” gerçekleşmesi  gerektiği ifade edilmiştir.

 

 

TCK-MADDE 184        :

 

”Bu hükmün yürürlük tarihi: 12.10.2004

(1) Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

(3) Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(4) Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır.

(5) Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.

(6) İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılmış yapılarla ilgili olarak uygulanmaz.”

 

 

 

1.FIKRADA   : Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapmak veya yaptırmak.

 

2.FIKRADA   Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade etmek.

 

3.FIKRADA   : Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade etmek suç olarak düzenlenmiştir. Bu yazimizda 1. fıkra da düzenlenen yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapmak veya yaptırmak suçu  üzerinde duracağız.


Anayasa Mahkemesi 11.12.1986 tarihLİ ve 1985/11 ESAS. 1986/29 KARAR SAYILI  kararında ”yapı ruhsatını” : “Kim tarafından hangi ada ve parselde ne tür bir inşaat yapılmasına izin verildiğini ve bu maksatla ödenmesi gereken harç ve vergilerin de yatırılmış bulunduğunu gösteren belgedir.” Şeklinde tanımlamıştır.


TCK’nin 184 maddesinde ”İmar Kirliliğine Neden Olma” suçunun 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılan binaların madde kapsamında olmadığı düzenlenmiştir.  Bu tarihten önce ”tamamlanmış” olan yapılar bakımından suç oluşmaz. 12 Ekim 2004 tarihinde tamamlanmamış vaziyette olan yapılara bu tarihten sonra devam edilmezse suç oluşmaz. Yargıtay bu tarihten sonra binayı tamamlamaya yönelik olan basit tadilatların dahi suçu oluşturduğuna hükmetmektedir. 12 Ekim 2004 tarihine kadar tamamlanmış pencereleri dahi takılmış olan binalara kanunun yürürlük tarihinden sonra sadece sıva-boya yapılmasının suçu oluşturduğuna dair çok sayıda yargı kararı bulunmaktadır. Yargıtay 12 Ekim 2004'ten çok önce ruhsatsız olarak tamamlanmış binalarda yapılan esaslı tadilatların suçu oluşturmadığına hükmetmektedir.

 

Örneğin yürürlük tarihine kadar sıvası hiç yapılmamış bir binaya bu tarihten sonra sıva yapmak suçu oluşturmakta ama bu tarihten önce sıvaları dahil tamamlanmış bir binada yıpranan sıvalarda tadilat yapmak suçu oluşturmamaktadır. 


Bilirkişi raporunda ismi açıklanmayan tanık ile yapı tatil tutanağı münzimleri ve inşaatın yakınındaki komşular dinlenerek, 12.10.2004 tarihinden sonra binanın yapımına devam edilip edilmediğinin araştırılması ve inşaatta yapıldığı belirtilen sıvanın inşaatın devamı niteliğinde ilk kez mi, yoksa sıvada değişiklik ya da onarım biçiminde mi gerçekleştirildiğinin belirlenmesi, bilirkişi raporunda inşaatın yapım tarihinin tespitinde hangi teknik verilere dayanıldığı açıklatılarak sıvanın inşaatı devamı niteliğinde olduğu belirlendiği takdirde hükümlülük, onarım niteliğinde olması halinde ise beraat kararı verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz gerekçe beraate hükmolunması, ( Yargıtay 4.Ceza Dairesi'nin 16.12.2008 tarih, 2007/5320 E.2008/22782K.) 

 

 

Benzer şekilde 12 Ekim 2004 tarihine kadar kaba inşaatı bitmiş bir yapıyı tamamlamak üzere yapılan ruhsat dahi gerektirmeyen ancak inşaatın devamı niteliğininde olan ince inşaat işlerinin de suçu oluşturduğuna hükmedilmektedir.(Yargıtay.4. Ceza Dairesi 29.06.2009 Tarih, 2007/13134 Esas ve 2009/12897 Karar).(Yargıtay.4. Ceza Dairesi 22.06.2009 Tarih, 2008/38 Esas ve 2009/12467 Karar)

 


3194 Sayılı İmar Kanununun 5. Maddesinde    :

 

YAPI   : Karada ve suda, daimi veya muvakkat, resmi ve hususi yeraltı ve yerüstü  inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve müteharrik tesislerdir.

 

BİNA  Kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır.” şeklinde tanımlanmıştır. 

 

İmar Kanununa göre ”bina” vasfında olmasa da yukarıdaki ”yapı” tanımına giren imalatlar ve hatta tadilatlar dahil belli istisnalar dışındaki her inşai faaliyet ruhsat (izin) alınmasını gerektirir.

 

”TCK 184 İmar Kirliliğine Neden Olma” suçunda, inşaatın ruhsatsız (izinsiz) olmasının yanında ”yapı” değil  ”bina” niteliğinde olması gerektiği belirtilmiştir. ”Yapı”, ”bina” dan daha geniş bir kavramdır. Her bina bir yapıdır ancak her yapı bina değildir.

 

İmar Kanununa  göre ruhsat gerektirmesine rağmen ruhsatsız olarak: havuz, köprü, tünel, iskele,  yol, çadır, merdiven, istinat duvarı, kanalizasyon, vs. yapanlar bu hukuka aykırı eylemleri nedeniyle idari para cezası, yıkım gibi yaptırımlarla muhatap olsalar da, kaçak yapıları ”bina” kapsamına girmediğinden TCK 184 anlamında sorumlulukları doğmayacaktır.

 

Binanın yukarıdaki tanımından da görüleceği üzere kendi başına kullanılabilen, ”kapalı alan” oluşturan yapılar bina kapsamına girmektedir. Bina sayılmayan yapılar ve esaslı tadilatlar suçun kapsamı dışındadır. İmar Kanununa göre geçici nitelikte olan ”şantiye binaları” ruhsata tabi olmadıklarından suça konu olmazlar. Geçici nitelikte olan şantiye binaları kaldırılmadıkları sürece ana binaya iskan verilmez. Şantiye binası olduğu iddia edilse de ”kalıcı nitelikteki malzemelerden” veya ”gereğinden büyük” inşa edilmişlerse suç oluştururlar.

 

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2015/176 E. 2018/503 K. Sayılı kararında, İmar Kirliliğine Neden Olma suçunun oluşabilmesi için gereken şartlar tartışılmış ve  kaçak yapıların bina niteliğinde olması ve bina kabul edilebilmesi için de:    

 

1-Binanın taşıyıcı unsurlarını etkilemesi  veya,

 

2-Kapalı alan kazanma niteliğinde olması gerektiğine hükmedilmiştir. 

 

”Kapalı alan kazanımı” ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini birkaç yargı kararıyla açıklayalım.

 

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2012/9298 E.  2012/6669 K. Sayılı kararında: Apartman dairesinin teras balkonunun pvc ve camla kapatılması olayında, binanın mevcut bir alanının kapatılmasının yeni bir alan kazanımı olarak nitelendirilemeyeceği ve pvc ile balkon kapatmanın  ”bina” niteliğinde olmadığı gerekçesiyle suçun oluşmadığına karar vermiştir.

 

Yargıtay 4.  Ceza Dairesi 2012/12489 E. 2012/15384 K. Sayılı kararında         : İşçilerin yatması için basitçe tuğla duvar örülüp üzeri sac ile kapatılan birkaç metrekarelik bir imalatın ”bina” niteliğinde olduğuna ve suçun oluştuğuna hükmetmiştir.

 

Mevcut alanı kapatmak yada metrelerce duvar örmek ”bina” tanımına uymadığından suç oluşmamakta fakat 4 tarafı ve üstü kapalı bağımsız olarak kullanılabilen çok basit yapılar ”bina” sayılarak cezalandırılmaktadırlar.

 

İmara aykırı inşai faaliyetin kendisinin ”bina” niteliğinde olmadığı ancak ruhsatlı bir bina üzerinde gerçekleştiği durumlarda alan kazanımı söz konusu olmasa da ”binanın taşıyıcı unsurlarının etkilenmesi” hallerinde de suçun oluşacağına hükmedilmiştir.

 

Bu durumda, inşa edilen bir bina yoktur fakat var olan hukuka uygun bir binada yapılan işlemler nedeniyle binanın taşıyıcı unsurlarının olumsuz  etkilenmesi neticesinde binanın taşıyıcı unsurları, başka bir ifadeyle statiği zayıflamıştır. Yeni bir bina inşa edilmeyip var olan hukuka uygun bir binanın zayıflatılmasının da suçu oluşturduğu kabul edilmiştir. Kolonların kesilmesi ya da   yasal olarak gerekli tüm izinler alınarak başlanan bir binanın  statik projeye aykırı olarak daha zayıf kolonlarla  inşa edilmesi bu duruma örnektir.

 

TCK 184’ün 4. Fıkrasında, suça konu inşai faaliyetler ancak belediye sınırlarında ve özel imar rejimine tabi yerlerde gerçekleşmesi durumunda cezalandırılabilecektir.Mücavir alanlar” belediye sınırı kapsamında olmadıklarından mücavir alanlarda kaçak bina yapanlar bu suçun faili olmazlar. Köylerde yapılan ”bina” niteliğindeki yapılar da suça konu olmazlar.

 

“..Samsun Büyükşehir Belediyesinin 20/09/2007 tarihli yazısına göre suçun işlendiği demirci köyünün belediye sınırlarında değil, mücavir alanda kaldığının belirtilmesi ve Tck'nın 184/4. Maddesinin; "üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır" hükmü uyarınca mücavir alanda anılan maddenin 1.Fıkrasının uygulanamaması karşısında, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması…(Yargıtay 4. Ceza Dairesi 20/12/2010, 2008/12395 E., 2010/21166 K)”

 

Kanun metninde geçen, ”özel imar rejimine tabi yerler” ile Organize Sanayi Bölgeleri, Kıyı Kanunu, Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, Boğaziçi Kanunu gibi özel kanunlarla imar rejimleri düzenlenen yerler ifade edilmiştir. 

 

İmar Kirliliğine Neden Olma suçunun mağduru ”toplum” dur. Suçun gerçekleştiği yere göre suçtan zarar gören olarak da belediye veya valilik katılan sıfatıyla yargılamaları takip etmektedirler. 


TCK Madde 66/1'e göre ”dava zamanaşımı” 8 yıldır. TCK Madde 68/1'e göre ”ceza zamanaşımı” 10 yıldır. Zamanaşımı gerçekleşmesine rağmen ceza verilir ve bu ceza temyiz edilmeden kesinleşirse; ”Kanun Yararına Bozma” yoluna başvurularak, kararın bozulması, davanın düşürülmesi ve eğer infaz edilmemişse cezanın infazının engellenmesi sağlanabilir.

 

İmar Kirliliğine Neden Olma suçunun faili bir yıl veya daha kısa süreli bir hapis cezası alırsa 65 yaşından büyükse ve daha önce hapis cezasına mahkum edilmemişse TCK m. 50/3 gereği aldığı cezanın, adli para cezası gibi seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunludur.

 

Belediyeler veya diğer yetkili idareler kaçak yapılara işlem yapmayıp göz yumduklarında, yıkım kararlarını uygulamadıklarında TCK Madde 257 ”Görevi Kötüye Kullanma” suçundan yargılanacaklardır.”Belediyenin yeterli makine ve ekipmanının bulunmaması ve mali yönden zayıf olmaları gerekçeleri ceza verilmesine engel olmamaktadır.(Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2008/12854 E. 2008/16679 K.) Ancak hakkı olmayan bir yere bina yapma izni verilmesi İmar Kirliliğine Neden Olma suçundan yargılanmalarını gerektirir.

 

İmar Kirliliğine Neden Olma suçunun soruşturulması  şikâyete tabi olmayıp, herkes tarafından ihbar edilebileceği gibi resen de takip edilebilir.

 


2.     UYGULMADA SIKLIKLA KARŞILAŞILAN SORUNLAR VE BOZMA NEDENLERI

 

Bu suçun uygulamsı sırasında bazı sorunlarla karşılaşılmaktadır. Bunlar imar, inşaat fen sahasında görece teknik bilgi alınmasını ve bazı kavramların bilinmesini gerektirir.  Yanı sıra Yüksek Mahkemenin  konuya bakış açısının ve   içtihatlarının  bilinmesi  hakkaniyete  ve hukuka uygun olarak karar verilmesine katkı sağlayacağı tartışmasızdır.  Böylece yargılamaların gereksiz uzamasına ve ilgililerin hak kayıplarına uğramasının önüne geçilebilmesine katkı sağlanması amaçlanmaktadır.

 

 

(Bu amaçla suçun oluşmadığı hallere konu içtihatlar aşağıda belirtilmiştir.)

 

İmar Kanununa göre her ”yapı” ruhsata tabidir. Bunun tek istisnasını ruhsat gerektirmeyen ”basit tadilatlar” oluşturur. İmar Kirliliğine Neden Olma suçu kapsamına sadece ”bina” niteliğindeki ruhsatsız yapıların girdiğini yukarıda detaylarıyla açıklamıştık. Mevzuatta ”yapı” ve ”bina” kavramlarının sadece genel olarak tanımının yapılmasıyla yetinildiğinden,  hangi yapıların bina sayılacağı konusu yargı kararlarıyla şekillenmektedir.

 

Yargıtay bir kararında 38 metre uzunluğunda yığma tuğla duvarın ”bina” sayılmadığına ve   izinsiz duvar örmenin kanundaki bina tanımında yer alan ”üzeri kapalı” olma şartını taşımadığından İmar Kirliliği suçunu oluşturmadığına hükmetmiştir.(Yargıtay 4. Ceza Dairesi 05/03/2012, 2010/1854 E. 2012/ 4870 K.) ”

 

Ruhsatlı binanın çatısının çelik konstrüksiyon malzeme kullanarak kapatması  olayında da, yapının bina vasfında olmaması ve yapıda kullanılan hafif malzemelerin taşıyıcı unsurları etkilememesi nedeniyle suçun oluşmadığı kabul edilmiştir. (Yargıtay 4.Ceza Dairesi 2010/4436 E.  2010/3966 K.)” 

 

Yargıtay, balkonların pvc ve cam ile kapatılmasının ”bina” niteliğinde olmadığına hükmetmektedir. Balkonun kapatılması ve balkon ile oda arasındaki duvarın yıkılması suretiyle odanın büyütülmesi şeklindeki imalatlarda bina sayılmamaktadır. Ancak bu durumda yıkılan duvarların binanın taşıyıcı sistemini etkileyip etkilemediğinin tespiti için bilirkişi raporu alınması ve rapor sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine hükmedilmektedir. Oda ile balkonu ayıran duvar, perde duvar değilse, ve duvarın kaldırılması işleminde kolonlara zarar verilmemişse, balkonun kapatılıp odaya dahil edilmesi eyleminin İmar Kirliliğine Neden Olma Suçunu oluşturmadığına hükmedilmektedir. Balkon kapatılırken kullanılan malzemenin PVC, ahşap, aleminyum vs. olması önem arzetmemektedir. Önemli olan kullanılan malzemenin hafif olması ve binanın statiğini etkilememesidir. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 01.06.2011 Tarih ve 2009/3046 E. 2011/7468 K.).

 

Benzer şekilde bir binanın zemin katındaki iki dükkanın arasındaki duvarın kaldırılarak tek dükkan haline getirilmesi olayında da; mevcut alana ilave yeni alan kazanımı olmadığı ve taşıyıcı sistemin olumsuz etkilenmediği gerekçesiyle suçun oluşmadığına hükmedilmiştir. (Yargıtay 4.Ceza Dairesi 2011/21338 E. 2012/26052 K.)


Dükkan kepenklerinin de İmar Kirliliğine Neden Olma suçunu oluşturmadığı kabul edilmiştir. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 29/11/2012 tarihli, 2012/15051 Esas  2012/28152 Karar)


Gayrimenkul Vasfı Taşımayan, zemine herhangi bir şekilde bağlı olmayan, temelsiz, imalatı ve kullanımı için ruhsat gerekmeyen üç adet konteynerin ”bina” vasfında olmadığına hükmedilmiştir. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2013/23055 E. 2014/31439 K.)


 

Subasman seviyesini aşmayan zemin terası genişletmesi, üzerine pergola yapılsa dahi ruhsata tabi olmadıklarından suç oluşmayacaktır. (Danıştay 14. Dairesi 2015/9242 E. 2018/1644 K.)

 

Temelsiz yapılar ”bina” niteliğinde sayılmadığından ”zemin üzerine temelsiz olarak yerleştirilen ”büfenin” suçu oluşturmadığı kabul edilmiştir. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2013/11068E. 2013/8822K.)

 

Yıkılan çatının yeniden yapılması olayında da, yeniden inşa edilen çatının projesine uygunluğunun incelenmesi ve uygun değilse de yeni çatının ”bina” niteliğinde olup olmadığına göre hüküm kurulması gerekmektedir. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2013/8880 E. 2013/9358 K.)

 

Projeye aykırı açık teras yapılması da suçu oluşturmamaktadır. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2013/14233 E. 2013/13305 K.)

 

 

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2011/6288 E. 2011/16748 K. Sayılı kararında: İstanbul İmar Yönetmeliğinde  açık çıkmaların ruhsat gerektirmeden kapalı olarak yapılabileceğinin belirtilmesi karşısında, yönetmelikteki bu tanıma uygun olarak inşa edilen kapalı çıkmaların, kapalı alan oluşturmalarına rağmen bina sayılmayacağına hükmetmiştir. Buradan bu suçun yargılamasında belediyelerin imar yönetmeliklerinin incelenmesinin önemi ve gerekliliği anlaşılmaktadır. Belediyelerin imar yönetmeliklerinde; çatılar, çıkmalar, bahçe duvarı yükseklikleri, kış bahçeleri ve benzeri yapılar hakkında, ruhsat muafiyeti ya da belli hakların genişletilmesi gibi düzenlemeler de bulunur. 

 

Ruhsatlı yapılması gereken bir yapı türü hakkında ”ruhsat-izin şartının”  belediye imar yönetmeliğiyle kaldırılması halinde yapıyı yapan ya da yaptıran kişilere ”izinsiz yapı” inşa etmeleri sebebiyle ceza verilemez. 


 

 

GİRİŞ

 

İmar kirliliği, sağlıklı çevreyi ve dolayısıyla insan yaşamını etkileyen önemli bir olgudur ve herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. İnsanın yaşamını sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmesi ve yaşam kalitesini artırabilmesi için çevrenin korunması gerekir. Çağdaş anayasalar çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevreyi kirlenmesini önleme konusunda devlete ve vatandaşlara bir takım ödevler getirmiştir. Çevre hakkının gerçekleşmesi için devlet tarafından bir takım olumlu edimlerde bulunulması gerekli olduğundan, bu hak “pozitif statü hakları” arasında kabul edilmektedir.

 

 Bu amaçla başta Anayasa’nın 56. maddesi olmak üzere çeşitli yasal düzenlemeler yapılmıştır. Bu bağlamda  inceleme konumuzun da dahil olduğu “Çevreye Karşı Suçlar”  bahsi ceza kanunu düzeyinde  ilk kez 1 Haziran 2005 tarihi itibarıyla 5237 sayılı  Kanun ile mevzuaatımıza girmiştir.

 

 Çevre, canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamı ifade etmektedir. İmar ise kişinin içinde yaşadığı  fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak amacıyla hazırlanan  yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlayan kurallar manzumesidir. Bu durumda  kişi  imar mevzuatına aykırı davranmak suretiyle  imar kirliliğine neden olmakta dolayısıyla  çevreye karşı da zarar vermektedir.

 

Bu nedenle, “İmar Kirliliğine Neden Olma” suçu ile    korunan  hukuki değer olarak karşımıza ”çevre” çıkmaktadır. Nitekim bu suç Türk Ceza Kanununda “Çevreye karşı suçlar” başlıklı bölüm altında “çevrenin kasten kirletilmesi”, “ çevrenin taksirle kirletilmesi” ve “ gürültüye neden olma” suçları ile birlikte düzenlenmiştir

 

Suç teorisine gore, suçun maddi unsurunun varlığından söz edilebilmesi için, fiilin kanundaki tanıma uygun olması gerekir. Fiil kanundaki tanıma uygun değilse, zaten ortada suçun maddi unsuru yoktur. Çalışma konumuz olan  suçun konusunun özetle imar mevzuaatına ayırı davranış ve haller olduğu kşkusuzdur.  O halde  bu suça konu  fililin kanundaki tanımını belirlemek  için 3194 sayılı  Kanuna müracat etmek durumundayız.

 

Bu itibarla imar kirliliğine ilişkin  bir uygulama yaparken her iki düzenleme  hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Nitekim yasa koyucu bu hususu gözeterek,İmar Kanunu uyarınca uygulanacak “idari yaptırımlarla” ilgili olarak 42. madde “Yukarıdaki fıkralar uyarınca tahsil olunan idari para cezaları, aynı fiil nedeniyle 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 184 üncü maddesine göre mahkûm olanlara faizsiz olarak iade edilir.” şeklinde bir düzenlemeye yer vermek suretiyle bu konuya dikkat çekmiş  yaşanacak haksızlıkların önüne geçmeye çalışmıştır.

 

Çalışmamızda  TCK’nın 184. maddesinde düzenlenen ”İmar Kirliliğine Neden Olma” suçu daha çok uygulayıcılara dönük olarak irdelenecektir. Söz konusu madde konusu itibarıyla üç ayrı suç tipine ilişkin düzenleme öngörülmüştür. Bunlardan birinci tipi, ”kaçak bina ”yapma” veya ”yaptırma” suretiyle  imar kirliliğinine neden olma” suçu ,ikinci tipi, ”ruhsatsız inşaat şantiyelerine elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade etmek suretiyle  imar kirliliğinine neden olma” suçu ve üçüncü tipi ”ruhsatsız binalarda sınai faaliyet icrasına müsaade etmek suretiyle  imar kirliliğinine neden olma” suçu olarak tanımlayabiliriz  İncelememizi sadece birinci suç tipi ile sınırlı tuttuğumuzdan, makalemizin başlığını “Kaçak Bina Yapma Veya Yaptırma Suretiyle  İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu” olarak belirledik.

 

Bu amaçla öncelikle konunun daha kolay anlaşılması için imar hukukunu ilgilendiren görece teknik karekterli kavramlar açıklanacak. Ardından konunun mevzuat boyutu ve suç teorisi bağlamında suçun unsurları ana hatlarıyla irdelenecek, son olarak uygulamada sıklıkla karşılaşılan sorunlar,özellikle bozmaya konu olmuş hususlar yargı kararları ışığında irdelecektir. Ayrıca kaçak inşai faaliyetler, gerçekleştiği arazinin niteliğine göre farklı kanuni rejimlere tabi olacağından, ilgili özel kanunlardaki düzenlemelere ilişkin açıklamalara da yer verilecektir.

 

 

 

 

1.     YASAL DÜZENLEME ve  İLGİLİ KAVRAMLAR

 

Konuyla ilgili mevzuat  ve  açıklaması ana hatlarıyala ortaya konulmuştur.

 

TCK 184 İMAR KİRLİLİĞİ

 

Kanun metninde, suçun oluşabilmesi için ”ruhsatsız” veya ”ruhsata aykırı” imalatın olması, bu imalatın ”bina” niteliğinde olması ve inşai faaliyetin ”belediye sınırları içinde” yada ”özel imar rejimine tabi olan yerlerde” gerçekleşmesi  gerektiği ifade edilmiştir.

 

 

TCK-MADDE 184        :

 

”Bu hükmün yürürlük tarihi: 12.10.2004

(1) Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

(3) Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(4) Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır.

(5) Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.

(6) İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılmış yapılarla ilgili olarak uygulanmaz.”

 

 

 

1.FIKRADA   : Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapmak veya yaptırmak.

 

2.FIKRADA   Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade etmek.

 

3.FIKRADA   : Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade etmek suç olarak düzenlenmiştir. Bu yazimizda 1. fıkra da düzenlenen yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapmak veya yaptırmak suçu  üzerinde duracağız.


Anayasa Mahkemesi 11.12.1986 tarihLİ ve 1985/11 ESAS. 1986/29 KARAR SAYILI  kararında ”yapı ruhsatını” : “Kim tarafından hangi ada ve parselde ne tür bir inşaat yapılmasına izin verildiğini ve bu maksatla ödenmesi gereken harç ve vergilerin de yatırılmış bulunduğunu gösteren belgedir.” Şeklinde tanımlamıştır.


TCK’nin 184 maddesinde ”İmar Kirliliğine Neden Olma” suçunun 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılan binaların madde kapsamında olmadığı düzenlenmiştir.  Bu tarihten önce ”tamamlanmış” olan yapılar bakımından suç oluşmaz. 12 Ekim 2004 tarihinde tamamlanmamış vaziyette olan yapılara bu tarihten sonra devam edilmezse suç oluşmaz. Yargıtay bu tarihten sonra binayı tamamlamaya yönelik olan basit tadilatların dahi suçu oluşturduğuna hükmetmektedir. 12 Ekim 2004 tarihine kadar tamamlanmış pencereleri dahi takılmış olan binalara kanunun yürürlük tarihinden sonra sadece sıva-boya yapılmasının suçu oluşturduğuna dair çok sayıda yargı kararı bulunmaktadır. Yargıtay 12 Ekim 2004'ten çok önce ruhsatsız olarak tamamlanmış binalarda yapılan esaslı tadilatların suçu oluşturmadığına hükmetmektedir.

 

Örneğin yürürlük tarihine kadar sıvası hiç yapılmamış bir binaya bu tarihten sonra sıva yapmak suçu oluşturmakta ama bu tarihten önce sıvaları dahil tamamlanmış bir binada yıpranan sıvalarda tadilat yapmak suçu oluşturmamaktadır. 


Bilirkişi raporunda ismi açıklanmayan tanık ile yapı tatil tutanağı münzimleri ve inşaatın yakınındaki komşular dinlenerek, 12.10.2004 tarihinden sonra binanın yapımına devam edilip edilmediğinin araştırılması ve inşaatta yapıldığı belirtilen sıvanın inşaatın devamı niteliğinde ilk kez mi, yoksa sıvada değişiklik ya da onarım biçiminde mi gerçekleştirildiğinin belirlenmesi, bilirkişi raporunda inşaatın yapım tarihinin tespitinde hangi teknik verilere dayanıldığı açıklatılarak sıvanın inşaatı devamı niteliğinde olduğu belirlendiği takdirde hükümlülük, onarım niteliğinde olması halinde ise beraat kararı verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz gerekçe beraate hükmolunması, ( Yargıtay 4.Ceza Dairesi'nin 16.12.2008 tarih, 2007/5320 E.2008/22782K.) 

 

 

Benzer şekilde 12 Ekim 2004 tarihine kadar kaba inşaatı bitmiş bir yapıyı tamamlamak üzere yapılan ruhsat dahi gerektirmeyen ancak inşaatın devamı niteliğininde olan ince inşaat işlerinin de suçu oluşturduğuna hükmedilmektedir.(Yargıtay.4. Ceza Dairesi 29.06.2009 Tarih, 2007/13134 Esas ve 2009/12897 Karar).(Yargıtay.4. Ceza Dairesi 22.06.2009 Tarih, 2008/38 Esas ve 2009/12467 Karar)

 


3194 Sayılı İmar Kanununun 5. Maddesinde    :

 

YAPI   : Karada ve suda, daimi veya muvakkat, resmi ve hususi yeraltı ve yerüstü  inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve müteharrik tesislerdir.

 

BİNA  Kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır.” şeklinde tanımlanmıştır. 

 

İmar Kanununa göre ”bina” vasfında olmasa da yukarıdaki ”yapı” tanımına giren imalatlar ve hatta tadilatlar dahil belli istisnalar dışındaki her inşai faaliyet ruhsat (izin) alınmasını gerektirir.

 

”TCK 184 İmar Kirliliğine Neden Olma” suçunda, inşaatın ruhsatsız (izinsiz) olmasının yanında ”yapı” değil  ”bina” niteliğinde olması gerektiği belirtilmiştir. ”Yapı”, ”bina” dan daha geniş bir kavramdır. Her bina bir yapıdır ancak her yapı bina değildir.

 

İmar Kanununa  göre ruhsat gerektirmesine rağmen ruhsatsız olarak: havuz, köprü, tünel, iskele,  yol, çadır, merdiven, istinat duvarı, kanalizasyon, vs. yapanlar bu hukuka aykırı eylemleri nedeniyle idari para cezası, yıkım gibi yaptırımlarla muhatap olsalar da, kaçak yapıları ”bina” kapsamına girmediğinden TCK 184 anlamında sorumlulukları doğmayacaktır.

 

Binanın yukarıdaki tanımından da görüleceği üzere kendi başına kullanılabilen, ”kapalı alan” oluşturan yapılar bina kapsamına girmektedir. Bina sayılmayan yapılar ve esaslı tadilatlar suçun kapsamı dışındadır. İmar Kanununa göre geçici nitelikte olan ”şantiye binaları” ruhsata tabi olmadıklarından suça konu olmazlar. Geçici nitelikte olan şantiye binaları kaldırılmadıkları sürece ana binaya iskan verilmez. Şantiye binası olduğu iddia edilse de ”kalıcı nitelikteki malzemelerden” veya ”gereğinden büyük” inşa edilmişlerse suç oluştururlar.

 

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2015/176 E. 2018/503 K. Sayılı kararında, İmar Kirliliğine Neden Olma suçunun oluşabilmesi için gereken şartlar tartışılmış ve  kaçak yapıların bina niteliğinde olması ve bina kabul edilebilmesi için de:    

 

1-Binanın taşıyıcı unsurlarını etkilemesi  veya,

 

2-Kapalı alan kazanma niteliğinde olması gerektiğine hükmedilmiştir. 

 

”Kapalı alan kazanımı” ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini birkaç yargı kararıyla açıklayalım.

 

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2012/9298 E.  2012/6669 K. Sayılı kararında: Apartman dairesinin teras balkonunun pvc ve camla kapatılması olayında, binanın mevcut bir alanının kapatılmasının yeni bir alan kazanımı olarak nitelendirilemeyeceği ve pvc ile balkon kapatmanın  ”bina” niteliğinde olmadığı gerekçesiyle suçun oluşmadığına karar vermiştir.

 

Yargıtay 4.  Ceza Dairesi 2012/12489 E. 2012/15384 K. Sayılı kararında         : İşçilerin yatması için basitçe tuğla duvar örülüp üzeri sac ile kapatılan birkaç metrekarelik bir imalatın ”bina” niteliğinde olduğuna ve suçun oluştuğuna hükmetmiştir.

 

Mevcut alanı kapatmak yada metrelerce duvar örmek ”bina” tanımına uymadığından suç oluşmamakta fakat 4 tarafı ve üstü kapalı bağımsız olarak kullanılabilen çok basit yapılar ”bina” sayılarak cezalandırılmaktadırlar.

 

İmara aykırı inşai faaliyetin kendisinin ”bina” niteliğinde olmadığı ancak ruhsatlı bir bina üzerinde gerçekleştiği durumlarda alan kazanımı söz konusu olmasa da ”binanın taşıyıcı unsurlarının etkilenmesi” hallerinde de suçun oluşacağına hükmedilmiştir.

 

Bu durumda, inşa edilen bir bina yoktur fakat var olan hukuka uygun bir binada yapılan işlemler nedeniyle binanın taşıyıcı unsurlarının olumsuz  etkilenmesi neticesinde binanın taşıyıcı unsurları, başka bir ifadeyle statiği zayıflamıştır. Yeni bir bina inşa edilmeyip var olan hukuka uygun bir binanın zayıflatılmasının da suçu oluşturduğu kabul edilmiştir. Kolonların kesilmesi ya da   yasal olarak gerekli tüm izinler alınarak başlanan bir binanın  statik projeye aykırı olarak daha zayıf kolonlarla  inşa edilmesi bu duruma örnektir.

 

TCK 184’ün 4. Fıkrasında, suça konu inşai faaliyetler ancak belediye sınırlarında ve özel imar rejimine tabi yerlerde gerçekleşmesi durumunda cezalandırılabilecektir.Mücavir alanlar” belediye sınırı kapsamında olmadıklarından mücavir alanlarda kaçak bina yapanlar bu suçun faili olmazlar. Köylerde yapılan ”bina” niteliğindeki yapılar da suça konu olmazlar.

 

“..Samsun Büyükşehir Belediyesinin 20/09/2007 tarihli yazısına göre suçun işlendiği demirci köyünün belediye sınırlarında değil, mücavir alanda kaldığının belirtilmesi ve Tck'nın 184/4. Maddesinin; "üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır" hükmü uyarınca mücavir alanda anılan maddenin 1.Fıkrasının uygulanamaması karşısında, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması…(Yargıtay 4. Ceza Dairesi 20/12/2010, 2008/12395 E., 2010/21166 K)”

 

Kanun metninde geçen, ”özel imar rejimine tabi yerler” ile Organize Sanayi Bölgeleri, Kıyı Kanunu, Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, Boğaziçi Kanunu gibi özel kanunlarla imar rejimleri düzenlenen yerler ifade edilmiştir. 

 

İmar Kirliliğine Neden Olma suçunun mağduru ”toplum” dur. Suçun gerçekleştiği yere göre suçtan zarar gören olarak da belediye veya valilik katılan sıfatıyla yargılamaları takip etmektedirler. 


TCK Madde 66/1'e göre ”dava zamanaşımı” 8 yıldır. TCK Madde 68/1'e göre ”ceza zamanaşımı” 10 yıldır. Zamanaşımı gerçekleşmesine rağmen ceza verilir ve bu ceza temyiz edilmeden kesinleşirse; ”Kanun Yararına Bozma” yoluna başvurularak, kararın bozulması, davanın düşürülmesi ve eğer infaz edilmemişse cezanın infazının engellenmesi sağlanabilir.

 

İmar Kirliliğine Neden Olma suçunun faili bir yıl veya daha kısa süreli bir hapis cezası alırsa 65 yaşından büyükse ve daha önce hapis cezasına mahkum edilmemişse TCK m. 50/3 gereği aldığı cezanın, adli para cezası gibi seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunludur.

 

Belediyeler veya diğer yetkili idareler kaçak yapılara işlem yapmayıp göz yumduklarında, yıkım kararlarını uygulamadıklarında TCK Madde 257 ”Görevi Kötüye Kullanma” suçundan yargılanacaklardır.”Belediyenin yeterli makine ve ekipmanının bulunmaması ve mali yönden zayıf olmaları gerekçeleri ceza verilmesine engel olmamaktadır.(Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2008/12854 E. 2008/16679 K.) Ancak hakkı olmayan bir yere bina yapma izni verilmesi İmar Kirliliğine Neden Olma suçundan yargılanmalarını gerektirir.

 

İmar Kirliliğine Neden Olma suçunun soruşturulması  şikâyete tabi olmayıp, herkes tarafından ihbar edilebileceği gibi resen de takip edilebilir.

 


2.     UYGULMADA SIKLIKLA KARŞILAŞILAN SORUNLAR VE BOZMA NEDENLERI

 

Bu suçun uygulamsı sırasında bazı sorunlarla karşılaşılmaktadır. Bunlar imar, inşaat fen sahasında görece teknik bilgi alınmasını ve bazı kavramların bilinmesini gerektirir.  Yanı sıra Yüksek Mahkemenin  konuya bakış açısının ve   içtihatlarının  bilinmesi  hakkaniyete  ve hukuka uygun olarak karar verilmesine katkı sağlayacağı tartışmasızdır.  Böylece yargılamaların gereksiz uzamasına ve ilgililerin hak kayıplarına uğramasının önüne geçilebilmesine katkı sağlanması amaçlanmaktadır.

 

 

(Bu amaçla suçun oluşmadığı hallere konu içtihatlar aşağıda belirtilmiştir.)

 

İmar Kanununa göre her ”yapı” ruhsata tabidir. Bunun tek istisnasını ruhsat gerektirmeyen ”basit tadilatlar” oluşturur. İmar Kirliliğine Neden Olma suçu kapsamına sadece ”bina” niteliğindeki ruhsatsız yapıların girdiğini yukarıda detaylarıyla açıklamıştık. Mevzuatta ”yapı” ve ”bina” kavramlarının sadece genel olarak tanımının yapılmasıyla yetinildiğinden,  hangi yapıların bina sayılacağı konusu yargı kararlarıyla şekillenmektedir.

 

Yargıtay bir kararında 38 metre uzunluğunda yığma tuğla duvarın ”bina” sayılmadığına ve   izinsiz duvar örmenin kanundaki bina tanımında yer alan ”üzeri kapalı” olma şartını taşımadığından İmar Kirliliği suçunu oluşturmadığına hükmetmiştir.(Yargıtay 4. Ceza Dairesi 05/03/2012, 2010/1854 E. 2012/ 4870 K.) ”

 

Ruhsatlı binanın çatısının çelik konstrüksiyon malzeme kullanarak kapatması  olayında da, yapının bina vasfında olmaması ve yapıda kullanılan hafif malzemelerin taşıyıcı unsurları etkilememesi nedeniyle suçun oluşmadığı kabul edilmiştir. (Yargıtay 4.Ceza Dairesi 2010/4436 E.  2010/3966 K.)” 

 

Yargıtay, balkonların pvc ve cam ile kapatılmasının ”bina” niteliğinde olmadığına hükmetmektedir. Balkonun kapatılması ve balkon ile oda arasındaki duvarın yıkılması suretiyle odanın büyütülmesi şeklindeki imalatlarda bina sayılmamaktadır. Ancak bu durumda yıkılan duvarların binanın taşıyıcı sistemini etkileyip etkilemediğinin tespiti için bilirkişi raporu alınması ve rapor sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine hükmedilmektedir. Oda ile balkonu ayıran duvar, perde duvar değilse, ve duvarın kaldırılması işleminde kolonlara zarar verilmemişse, balkonun kapatılıp odaya dahil edilmesi eyleminin İmar Kirliliğine Neden Olma Suçunu oluşturmadığına hükmedilmektedir. Balkon kapatılırken kullanılan malzemenin PVC, ahşap, aleminyum vs. olması önem arzetmemektedir. Önemli olan kullanılan malzemenin hafif olması ve binanın statiğini etkilememesidir. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 01.06.2011 Tarih ve 2009/3046 E. 2011/7468 K.).

 

Benzer şekilde bir binanın zemin katındaki iki dükkanın arasındaki duvarın kaldırılarak tek dükkan haline getirilmesi olayında da; mevcut alana ilave yeni alan kazanımı olmadığı ve taşıyıcı sistemin olumsuz etkilenmediği gerekçesiyle suçun oluşmadığına hükmedilmiştir. (Yargıtay 4.Ceza Dairesi 2011/21338 E. 2012/26052 K.)


Dükkan kepenklerinin de İmar Kirliliğine Neden Olma suçunu oluşturmadığı kabul edilmiştir. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 29/11/2012 tarihli, 2012/15051 Esas  2012/28152 Karar)


Gayrimenkul Vasfı Taşımayan, zemine herhangi bir şekilde bağlı olmayan, temelsiz, imalatı ve kullanımı için ruhsat gerekmeyen üç adet konteynerin ”bina” vasfında olmadığına hükmedilmiştir. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2013/23055 E. 2014/31439 K.)


 

Subasman seviyesini aşmayan zemin terası genişletmesi, üzerine pergola yapılsa dahi ruhsata tabi olmadıklarından suç oluşmayacaktır. (Danıştay 14. Dairesi 2015/9242 E. 2018/1644 K.)

 

Temelsiz yapılar ”bina” niteliğinde sayılmadığından ”zemin üzerine temelsiz olarak yerleştirilen ”büfenin” suçu oluşturmadığı kabul edilmiştir. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2013/11068E. 2013/8822K.)

 

Yıkılan çatının yeniden yapılması olayında da, yeniden inşa edilen çatının projesine uygunluğunun incelenmesi ve uygun değilse de yeni çatının ”bina” niteliğinde olup olmadığına göre hüküm kurulması gerekmektedir. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2013/8880 E. 2013/9358 K.)

 

Projeye aykırı açık teras yapılması da suçu oluşturmamaktadır. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2013/14233 E. 2013/13305 K.)

 

 

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2011/6288 E. 2011/16748 K. Sayılı kararında: İstanbul İmar Yönetmeliğinde  açık çıkmaların ruhsat gerektirmeden kapalı olarak yapılabileceğinin belirtilmesi karşısında, yönetmelikteki bu tanıma uygun olarak inşa edilen kapalı çıkmaların, kapalı alan oluşturmalarına rağmen bina sayılmayacağına hükmetmiştir. Buradan bu suçun yargılamasında belediyelerin imar yönetmeliklerinin incelenmesinin önemi ve gerekliliği anlaşılmaktadır. Belediyelerin imar yönetmeliklerinde; çatılar, çıkmalar, bahçe duvarı yükseklikleri, kış bahçeleri ve benzeri yapılar hakkında, ruhsat muafiyeti ya da belli hakların genişletilmesi gibi düzenlemeler de bulunur. 

 

Ruhsatlı yapılması gereken bir yapı türü hakkında ”ruhsat-izin şartının”  belediye imar yönetmeliğiyle kaldırılması halinde yapıyı yapan ya da yaptıran kişilere ”izinsiz yapı” inşa etmeleri sebebiyle ceza verilemez. 

Yorumlar

  1. Yorum bulunmamaktadır.

Yorum Yaz

Adres
905322052719