1. Anasayfa
  2. Yargı Kararları

Kaçak Bina Yapma veya Yaptırma Suretiyle İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu ve Yargı Kararları Işığında Uygulaması


0

TCK’nin 184 maddesinde ”İmar Kirliliğine Neden Olma” suçunun 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılan binaların madde kapsamında olmadığı düzenlenmiştir.  Bu tarihten önce ”tamamlanmış” olan yapılar bakımından suç oluşmaz.

 

 

GİRİŞ

 

İmar kirliliği, sağlıklı çevreyi
ve dolayısıyla insan yaşamını etkileyen önemli bir olgudur ve herkes, sağlıklı
ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. İnsanın yaşamını sağlıklı bir
şekilde devam ettirebilmesi ve yaşam kalitesini artırabilmesi için çevrenin
korunması gerekir. Çağdaş anayasalar çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını
korumak ve çevreyi kirlenmesini önleme konusunda devlete ve vatandaşlara bir
takım ödevler getirmiştir. Çevre hakkının gerçekleşmesi için devlet tarafından bir
takım olumlu edimlerde bulunulması gerekli olduğundan, bu hak “pozitif statü
hakları” arasında kabul edilmektedir.

 

 Bu amaçla başta Anayasa’nın 56. maddesi olmak üzere
çeşitli yasal düzenlemeler yapılmıştır. Bu bağlamda  inceleme konumuzun da dahil olduğu “Çevreye
Karşı Suçlar”  bahsi ceza kanunu
düzeyinde  ilk kez 1 Haziran 2005 tarihi
itibarıyla 5237 sayılı  Kanun ile
mevzuaatımıza girmiştir.

 

 Çevre, canlıların yaşamları boyunca
ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları
biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamı ifade etmektedir. İmar
ise kişinin içinde yaşadığı  fiziksel
çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak amacıyla hazırlanan  yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların;
plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlayan kurallar
manzumesidir. Bu durumda  kişi  imar mevzuatına aykırı davranmak suretiyle  imar kirliliğine neden olmakta
dolayısıyla  çevreye karşı da zarar vermektedir.

 

Bu nedenle, “İmar Kirliliğine
Neden Olma” suçu ile    korunan  hukuki değer olarak karşımıza ”çevre”
çıkmaktadır. Nitekim bu suç Türk Ceza Kanununda “Çevreye karşı suçlar” başlıklı
bölüm altında “çevrenin kasten kirletilmesi”, “ çevrenin taksirle kirletilmesi”
ve “ gürültüye neden olma” suçları ile birlikte düzenlenmiştir

 

Suç teorisine gore, suçun
maddi unsurunun varlığından söz edilebilmesi için, fiilin kanundaki tanıma uygun
olması gerekir. Fiil kanundaki tanıma uygun değilse, zaten ortada suçun maddi
unsuru yoktur. Çalışma konumuz olan  suçun konusunun özetle imar mevzuaatına ayırı
davranış ve haller olduğu kşkusuzdur.  O
halde  bu suça konu  fililin kanundaki tanımını belirlemek  için 3194 sayılı  Kanuna müracat etmek durumundayız.

 

Bu itibarla imar kirliliğine ilişkin  bir uygulama yaparken her iki düzenleme  hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi
gerekir. Nitekim yasa koyucu bu hususu gözeterek,
İmar
Kanunu uyarınca uygulanacak “idari yaptırımlarla” ilgili olarak 42. madde “Yukarıdaki fıkralar uyarınca tahsil olunan idari para
cezaları, aynı fiil nedeniyle 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza
Kanununun 184 üncü maddesine göre mahkûm olanlara faizsiz olarak iade edilir.
” şeklinde
bir düzenlemeye yer vermek suretiyle bu konuya dikkat çekmiş  yaşanacak haksızlıkların önüne geçmeye
çalışmıştır.

 

Çalışmamızda  TCK’nın
184. maddesinde düzenlenen ”İmar
Kirliliğine Neden Olma
” suçu daha çok uygulayıcılara dönük olarak
irdelenecektir. Söz konusu madde konusu itibarıyla üç ayrı suç tipine ilişkin
düzenleme öngörülmüştür. Bunlardan birinci tipi, ”kaçak bina ”yapma” veya ”yaptırma” suretiyle  imar kirliliğinine neden olma” suçu ,ikinci
tipi, ”ruhsatsız inşaat şantiyelerine
elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade etmek suretiyle  imar kirliliğinine neden olma”
suçu ve üçüncü
tipi ”ruhsatsız binalarda sınai faaliyet
icrasına müsaade etmek suretiyle  imar
kirliliğinine neden olma”
suçu olarak tanımlayabiliriz  İncelememizi sadece birinci suç tipi ile sınırlı tuttuğumuzdan, makalemizin
başlığını “Kaçak Bina Yapma Veya Yaptırma
Suretiyle  İmar Kirliliğine Neden Olma
Suçu”
olarak belirledik.

 

Bu amaçla öncelikle konunun daha kolay anlaşılması
için imar hukukunu ilgilendiren görece teknik karekterli kavramlar açıklanacak.
Ardından konunun mevzuat boyutu ve suç teorisi bağlamında suçun unsurları ana
hatlarıyla irdelenecek, son olarak uygulamada sıklıkla karşılaşılan sorunlar,özellikle
bozmaya konu olmuş hususlar yargı kararları ışığında irdelecektir. Ayrıca kaçak
inşai faaliyetler, gerçekleştiği arazinin niteliğine göre farklı kanuni rejimlere
tabi olacağından, ilgili özel kanunlardaki düzenlemelere ilişkin açıklamalara
da yer verilecektir.

 

 

 

 

1.     YASAL DÜZENLEME ve
İLGİLİ KAVRAMLAR

 

Konuyla ilgili
mevzuat  ve  açıklaması ana hatlarıyala ortaya konulmuştur.

 

TCK
184 İMAR KİRLİLİĞİ

 

Kanun
metninde, suçun oluşabilmesi için ”ruhsatsız”
veya ”ruhsata aykırı” imalatın
olması, bu imalatın ”bina”
niteliğinde olması ve inşai faaliyetin ”belediye
sınırları içinde”
yada ”özel imar
rejimine tabi olan yerlerde”
gerçekleşmesi  gerektiği ifade
edilmiştir.

 

 

TCK-MADDE 184        :

 

”Bu hükmün
yürürlük tarihi: 12.10.2004

(1) Yapı
ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi,
bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Yapı
ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere
elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi, yukarıdaki
fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

(3) Yapı kullanma
izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden
kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(4) Üçüncü fıkra
hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar
rejimine tabi yerlerde uygulanır.

(5) Kişinin,
ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar
planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra
hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum
olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.

(6) İkinci ve
üçüncü fıkra hükümleri, 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılmış yapılarla ilgili
olarak uygulanmaz.”

 

1.FIKRADA   : Yapı
ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapmak veya yaptırmak.

 

2.FIKRADA   Yapı
ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere
elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade etmek.

 

3.FIKRADA   : Yapı
kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına
müsaade etmek suç olarak düzenlenmiştir. Bu
yazimizda 1. fıkra da düzenlenen yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı
olarak bina yapmak veya yaptırmak suçu  üzerinde duracağız.

Anayasa Mahkemesi 11.12.1986 tarihLİ ve 1985/11
ESAS. 1986/29 KARAR SAYILI  kararında ”yapı ruhsatını” :
 “Kim
tarafından hangi ada ve parselde ne tür bir inşaat yapılmasına izin verildiğini
ve bu maksatla ödenmesi gereken harç ve vergilerin de yatırılmış bulunduğunu gösteren
belgedir.” Şeklinde tanımlamıştır.

TCK’nin
184 maddesinde ”İmar Kirliliğine Neden Olma” suçunun 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılan binaların madde kapsamında olmadığı
düzenlenmiştir.  Bu tarihten önce ”tamamlanmış”
olan yapılar bakımından suç oluşmaz. 12 Ekim 2004 tarihinde tamamlanmamış vaziyette olan yapılara bu
tarihten sonra devam edilmezse
suç oluşmaz. Yargıtay bu tarihten
sonra binayı tamamlamaya yönelik olan basit tadilatların dahi suçu oluşturduğuna
hükmetmektedir. 12 Ekim 2004 tarihine kadar tamamlanmış pencereleri dahi
takılmış olan binalara kanunun yürürlük tarihinden sonra sadece sıva-boya
yapılmasının suçu oluşturduğuna dair çok sayıda yargı kararı bulunmaktadır.
Yargıtay 12 Ekim 2004’ten çok önce ruhsatsız olarak tamamlanmış binalarda
yapılan esaslı tadilatların suçu oluşturmadığına hükmetmektedir.

 

Örneğin
yürürlük tarihine kadar sıvası hiç yapılmamış bir binaya bu tarihten sonra sıva
yapmak suçu oluşturmakta ama bu tarihten önce sıvaları dahil tamamlanmış bir
binada yıpranan sıvalarda tadilat yapmak suçu oluşturmamaktadır. 

Bilirkişi raporunda ismi açıklanmayan tanık ile yapı
tatil tutanağı münzimleri ve inşaatın yakınındaki komşular dinlenerek,
12.10.2004 tarihinden sonra binanın yapımına devam edilip edilmediğinin
araştırılması ve inşaatta yapıldığı belirtilen sıvanın inşaatın devamı niteliğinde ilk kez mi, yoksa sıvada değişiklik
ya da onarım biçiminde mi gerçekleştirildiğinin belirlenmesi,
bilirkişi
raporunda inşaatın yapım tarihinin tespitinde hangi teknik verilere dayanıldığı
açıklatılarak sıvanın inşaatı devamı niteliğinde olduğu belirlendiği takdirde
hükümlülük, onarım niteliğinde olması halinde ise beraat kararı verilmesi
gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz gerekçe beraate hükmolunması, (
Yargıtay 4.Ceza Dairesi’nin 16.12.2008 tarih, 2007/5320 E.2008/22782K.) 

 

 

Benzer
şekilde 12 Ekim 2004 tarihine kadar kaba inşaatı bitmiş bir yapıyı tamamlamak
üzere yapılan ruhsat dahi gerektirmeyen ancak inşaatın devamı niteliğininde
olan ince inşaat işlerinin de suçu oluşturduğuna hükmedilmektedir.(Yargıtay.4.
Ceza Dairesi 29.06.2009 Tarih, 2007/13134 Esas ve 2009/12897 Karar)
.(Yargıtay.4.
Ceza Dairesi 22.06.2009 Tarih, 2008/38 Esas ve 2009/12467 Karar)

 

3194 Sayılı İmar Kanununun 5. Maddesinde    :

 

YAPI   : Karada ve suda, daimi veya muvakkat, resmi ve hususi yeraltı
ve yerüstü  inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini
içine alan sabit ve müteharrik tesislerdir.

 

BİNA  Kendi başına
kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve
insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya
ibadet etmelerine, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan
yapılardır.”
şeklinde tanımlanmıştır. 

 

İmar
Kanununa göre ”bina” vasfında olmasa da yukarıdaki ”yapı” tanımına giren
imalatlar ve hatta tadilatlar dahil belli istisnalar dışındaki her inşai
faaliyet ruhsat (izin) alınmasını gerektirir.

 

”TCK 184 İmar Kirliliğine Neden Olma”
suçunda, inşaatın ruhsatsız (izinsiz) olmasının yanında ”yapı” değil  ”bina” niteliğinde olması gerektiği belirtilmiştir. ”Yapı”, ”bina”
dan daha geniş bir kavramdır. Her bina
bir yapıdır ancak her yapı bina değildir.

 

İmar
Kanununa  göre ruhsat gerektirmesine rağmen ruhsatsız olarak: havuz, köprü, tünel, iskele,  yol, çadır, merdiven, istinat duvarı,
kanalizasyon, vs.
yapanlar bu hukuka aykırı eylemleri nedeniyle idari para
cezası, yıkım gibi yaptırımlarla muhatap olsalar da, kaçak yapıları ”bina”
kapsamına girmediğinden TCK 184 anlamında sorumlulukları doğmayacaktır.

 

Binanın
yukarıdaki tanımından da görüleceği üzere kendi başına kullanılabilen, ”kapalı
alan” oluşturan yapılar bina kapsamına girmektedir. Bina sayılmayan
yapılar ve esaslı tadilatlar suçun kapsamı dışındadır. İmar Kanununa göre geçici
nitelikte
olan ”şantiye binaları”
ruhsata tabi olmadıklarından suça konu olmazlar. Geçici nitelikte olan şantiye
binaları kaldırılmadıkları sürece ana binaya iskan verilmez. Şantiye binası
olduğu iddia edilse de ”kalıcı nitelikteki malzemelerden” veya ”gereğinden
büyük” inşa edilmişlerse suç oluştururlar.

 

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2015/176 E. 2018/503 K.
Sayılı kararında,
İmar Kirliliğine Neden Olma suçunun oluşabilmesi için
gereken şartlar tartışılmış ve  kaçak yapıların bina niteliğinde olması ve
bina kabul edilebilmesi için de:    

 

1-Binanın taşıyıcı unsurlarını etkilemesi 
veya,

 

2-Kapalı alan kazanma niteliğinde olması
gerektiğine hükmedilmiştir. 

 

”Kapalı
alan kazanımı” ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini birkaç yargı kararıyla
açıklayalım.

 

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2012/9298 E.  2012/6669
K. Sayılı kararında:
Apartman
dairesinin teras balkonunun pvc ve camla
kapatılması
olayında, binanın
mevcut bir alanının kapatılmasının yeni bir alan kazanımı olarak
nitelendirilemeyeceği
ve pvc ile
balkon kapatmanın  ”bina” niteliğinde olmadığı
gerekçesiyle suçun
oluşmadığına karar vermiştir.

 

Yargıtay 4.  Ceza Dairesi 2012/12489 E.
2012/15384 K. Sayılı kararında         :
İşçilerin
yatması için basitçe tuğla duvar
örülüp üzeri sac ile kapatılan birkaç metrekarelik bir imalatın
”bina”
niteliğinde olduğuna ve suçun oluştuğuna hükmetmiştir.

 

Mevcut
alanı kapatmak yada metrelerce duvar örmek ”bina”
tanımına uymadığından suç oluşmamakta fakat 4 tarafı ve üstü kapalı bağımsız
olarak kullanılabilen çok basit yapılar ”bina”
sayılarak cezalandırılmaktadırlar.

 

İmara
aykırı inşai faaliyetin kendisinin ”bina”
niteliğinde olmadığı ancak ruhsatlı bir bina üzerinde gerçekleştiği durumlarda alan kazanımı söz konusu olmasa da ”binanın
taşıyıcı unsurlarının etkilenmesi” hallerinde de suçun oluşacağına
hükmedilmiştir.

 

Bu
durumda, inşa edilen bir bina yoktur fakat var olan hukuka uygun bir binada
yapılan işlemler nedeniyle binanın taşıyıcı unsurlarının olumsuz
etkilenmesi neticesinde binanın taşıyıcı unsurları, başka bir ifadeyle
statiği zayıflamıştır. Yeni bir bina inşa edilmeyip var olan hukuka uygun bir
binanın zayıflatılmasının da suçu oluşturduğu kabul edilmiştir. Kolonların
kesilmesi ya da   yasal olarak gerekli tüm izinler alınarak başlanan bir
binanın  statik projeye aykırı olarak daha zayıf kolonlarla  inşa
edilmesi bu duruma örnektir.

 

TCK
184’ün 4. Fıkrasında, suça konu inşai
faaliyetler ancak belediye sınırlarında ve özel imar rejimine tabi yerlerde gerçekleşmesi
durumunda cezalandırılabilecektir.
Mücavir
alanlar”
belediye sınırı kapsamında olmadıklarından mücavir alanlarda kaçak
bina yapanlar bu suçun faili olmazlar. Köylerde yapılan ”bina”
niteliğindeki yapılar da suça konu olmazlar.

 

“..Samsun
Büyükşehir Belediyesinin 20/09/2007 tarihli yazısına göre suçun işlendiği
demirci köyünün belediye sınırlarında değil, mücavir alanda kaldığının
belirtilmesi ve Tck’nın 184/4. Maddesinin; “üçüncü fıkra hariç, bu madde
hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde
uygulanır” hükmü uyarınca mücavir
alanda anılan maddenin 1.Fıkrasının uygulanamaması karşısında, sanık hakkında
beraat kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması…
(Yargıtay 4. Ceza Dairesi 20/12/2010, 2008/12395 E.,
2010/21166 K)”

 

Kanun
metninde geçen, ”özel imar rejimine
tabi yerler”
ile Organize
Sanayi Bölgeleri, Kıyı Kanunu, Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Kanunu, Boğaziçi Kanunu
gibi özel kanunlarla imar rejimleri düzenlenen
yerler ifade edilmiştir. 

 

İmar Kirliliğine
Neden Olma suçunun mağduru ”toplum”
dur. Suçun gerçekleştiği yere göre suçtan zarar gören olarak da belediye veya
valilik katılan sıfatıyla yargılamaları takip etmektedirler. 

TCK
Madde 66/1’e göre ”dava zamanaşımı” 8 yıldır. TCK Madde 68/1’e göre ”ceza
zamanaşımı” 10 yıldır. Zamanaşımı gerçekleşmesine rağmen ceza verilir ve bu
ceza temyiz edilmeden kesinleşirse; ”Kanun Yararına Bozma” yoluna başvurularak,
kararın bozulması, davanın düşürülmesi ve eğer infaz edilmemişse cezanın
infazının engellenmesi sağlanabilir.

 

İmar
Kirliliğine Neden Olma suçunun faili bir yıl veya daha kısa süreli bir hapis
cezası alırsa 65 yaşından büyükse ve daha önce hapis cezasına mahkum
edilmemişse TCK m. 50/3 gereği aldığı cezanın, adli para cezası gibi seçenek
yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunludur.

 

Belediyeler
veya diğer yetkili idareler kaçak yapılara işlem yapmayıp göz yumduklarında,
yıkım kararlarını uygulamadıklarında TCK Madde 257 ”Görevi Kötüye Kullanma”
suçundan yargılanacaklardır.”Belediyenin yeterli makine ve ekipmanının
bulunmaması ve mali yönden zayıf olmaları gerekçeleri ceza verilmesine engel
olmamaktadır.(Yargıtay 4. Ceza Dairesi
2008/12854 E. 2008/16679 K.)
Ancak hakkı olmayan bir yere bina yapma izni
verilmesi İmar Kirliliğine Neden Olma suçundan yargılanmalarını gerektirir.

 

İmar
Kirliliğine Neden Olma suçunun soruşturulması  şikâyete tabi olmayıp,
herkes tarafından ihbar edilebileceği gibi resen de takip edilebilir.

 

2.     UYGULMADA SIKLIKLA KARŞILAŞILAN SORUNLAR VE BOZMA
NEDENLERI

 

Bu suçun
uygulamsı sırasında bazı sorunlarla karşılaşılmaktadır. Bunlar imar, inşaat fen
sahasında görece teknik bilgi alınmasını ve bazı kavramların bilinmesini gerektirir.  Yanı sıra Yüksek Mahkemenin  konuya bakış açısının ve   içtihatlarının
bilinmesi  hakkaniyete  ve hukuka uygun olarak karar verilmesine katkı
sağlayacağı tartışmasızdır.  Böylece
yargılamaların gereksiz uzamasına ve ilgililerin hak kayıplarına uğramasının
önüne geçilebilmesine katkı sağlanması amaçlanmaktadır.

(Bu amaçla suçun oluşmadığı hallere konu içtihatlar
aşağıda belirtilmiştir.)

İmar
Kanununa göre her ”yapı” ruhsata tabidir. Bunun tek istisnasını ruhsat
gerektirmeyen ”basit tadilatlar”
oluşturur. İmar Kirliliğine Neden Olma suçu kapsamına sadece ”bina” niteliğindeki ruhsatsız
yapıların girdiğini yukarıda detaylarıyla açıklamıştık. Mevzuatta ”yapı” ve ”bina” kavramlarının sadece genel olarak tanımının yapılmasıyla
yetinildiğinden,  hangi yapıların bina sayılacağı konusu yargı
kararlarıyla şekillenmektedir.

Yargıtay
bir kararında 38 metre uzunluğunda yığma
tuğla duvarın ”bina” sayılmadığına ve   izinsiz duvar
örmenin kanundaki bina tanımında yer alan ”üzeri kapalı” olma şartını
taşımadığından
 İmar Kirliliği suçunu oluşturmadığına hükmetmiştir.(Yargıtay 4. Ceza Dairesi 05/03/2012, 2010/1854 E. 2012/ 4870 K.) ”
 

Ruhsatlı
binanın çatısının çelik konstrüksiyon
malzeme kullanarak kapatması  
olayında da, yapının bina vasfında olmaması ve yapıda
kullanılan hafif malzemelerin taşıyıcı unsurları etkilememesi
nedeniyle
suçun oluşmadığı kabul edilmiştir. (Yargıtay
4.Ceza Dairesi 2010/4436 E.  2010/3966 K.)” 

 

Yargıtay, balkonların pvc ve cam ile kapatılmasının
”bina” niteliğinde olmadığına hükmetmektedir.
Balkonun kapatılması ve balkon ile oda
arasındaki duvarın yıkılması suretiyle odanın büyütülmesi
şeklindeki
imalatlarda bina sayılmamaktadır
. Ancak bu durumda yıkılan duvarların
binanın taşıyıcı sistemini etkileyip etkilemediğinin tespiti için bilirkişi
raporu alınması ve rapor sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine hükmedilmektedir.
Oda ile balkonu ayıran duvar, perde
duvar değilse, ve duvarın kaldırılması işleminde kolonlara zarar verilmemişse
,

balkonun kapatılıp odaya dahil edilmesi eyleminin İmar Kirliliğine Neden Olma Suçunu oluşturmadığına
hükmedilmektedir. Balkon kapatılırken kullanılan malzemenin PVC, ahşap,
aleminyum vs. olması önem arzetmemektedir. Önemli olan kullanılan malzemenin
hafif olması ve binanın statiğini etkilememesidir. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi
01.06.2011 Tarih ve 2009/3046 E. 2011/7468 K.).

 

Benzer
şekilde bir binanın zemin katındaki iki
dükkanın arasındaki duvarın kaldırılarak tek dükkan haline getirilmesi
olayında
da; mevcut alana ilave yeni alan kazanımı olmadığı ve taşıyıcı sistemin
olumsuz etkilenmediği gerekçesiyle
suçun oluşmadığına hükmedilmiştir. (Yargıtay 4.Ceza Dairesi 2011/21338 E. 2012/26052
K.)

Dükkan
kepenklerinin de İmar Kirliliğine Neden Olma suçunu oluşturmadığı kabul edilmiştir. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 29/11/2012
tarihli, 2012/15051 Esas  2012/28152
Karar)

Gayrimenkul
Vasfı Taşımayan, zemine herhangi bir şekilde bağlı olmayan, temelsiz, imalatı
ve kullanımı için ruhsat gerekmeyen üç adet konteynerin ”bina” vasfında olmadığına hükmedilmiştir. (Yargıtay 4.
Ceza Dairesi 2013/23055 E. 2014/31439 K.
)

Subasman
seviyesini aşmayan zemin terası genişletmesi, üzerine pergola yapılsa dahi
ruhsata tabi olmadıklarından suç oluşmayacaktır. (
Danıştay 14. Dairesi 2015/9242
E. 2018/1644 K.)
 

Temelsiz
yapılar ”bina” niteliğinde sayılmadığından ”zemin
üzerine temelsiz olarak yerleştirilen ”büfenin”
suçu oluşturmadığı kabul
edilmiştir. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi
2013/11068E. 2013/8822K.)

Yıkılan
çatının yeniden yapılması olayında da, yeniden inşa edilen çatının projesine
uygunluğunun incelenmesi ve uygun değilse de yeni çatının ”bina” niteliğinde
olup olmadığına göre hüküm kurulması gerekmektedir. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2013/8880 E. 2013/9358 K.)

Projeye
aykırı açık teras yapılması da suçu oluşturmamaktadır. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2013/14233 E. 2013/13305 K.)

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2011/6288 E. 2011/16748 K.
Sayılı kararında:
İstanbul İmar Yönetmeliğinde  açık çıkmaların
ruhsat gerektirmeden kapalı olarak yapılabileceğinin belirtilmesi karşısında,
yönetmelikteki bu tanıma uygun olarak inşa edilen kapalı çıkmaların, kapalı alan oluşturmalarına rağmen bina
sayılmayacağına hükmetmiştir. Buradan bu suçun yargılamasında belediyelerin imar yönetmeliklerinin
incelenmesinin önemi ve gerekliliği anlaşılmaktadır.
Belediyelerin imar yönetmeliklerinde;
çatılar, çıkmalar, bahçe duvarı yükseklikleri, kış bahçeleri ve benzeri yapılar
hakkında, ruhsat muafiyeti ya da belli hakların genişletilmesi gibi
düzenlemeler de bulunur. 

Ruhsatlı
yapılması gereken bir yapı türü hakkında ”ruhsat-izin
şartının”  belediye imar yönetmeliğiyle
kaldırılması halinde
yapıyı yapan ya da yaptıran kişilere ”izinsiz yapı” inşa etmeleri sebebiyle
ceza verilemez. 

 

Paylaş

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir