1. Anasayfa
  2. Yargı Kararları

Yargı Kararlarıyla Dürüstlük Kuralının Uygulandığı Haller (Hakkın Kötüye Kullanılması)


0

YARGI KARARLARIYLA DÜRÜSTLÜK KURALININ UYGULANDIĞI HALLER (HAKKIN KÖTÜYE
KULLANILMASI)

 Av. Gökhan BİLGİN & Av.
Volkan ERKAN

Dürüstlük kuralı hukuk sistemimizin istisnai kurumlarından biridir. Zira bu
kurum vasıtasıyla şeklen yasaya uyulmuş olmasına rağmen kişinin hakkını
kullanırken taşıdığı iyi veya kötü niyet dikkate alınmakta ve bir kötü niyetin
tespit edilmesi halinde hakkı kullanmaktan kaynaklanan menfaatin elde
edilmesine engel olunmaktadır. Böylece normalde şekli bir düzenleme mahiyetinde
olan hukuk kurallarının kuralların amacına aykırı şekilde kullanılmasının önüne
geçilmek istenmektedir. Bu bakımdan şekli adaletin maddi anlamda da sağlanması
amaçlanmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Dürüst davranma” başlıklı
2. Maddesinin 1. fıkrasında,
 “Herkes, haklarını kullanırken ve
borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.”;
ikinci fıkrasında ise, “Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk
düzeni korumaz.” kurallarına yer verilmiştir.

Anayasa’nın 14. Maddesi de “Temel hak ve hürriyetlerin kötüye
kullanılamaması” başlığı altında şu hükme yer verir:
 Anayasada yer
alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez
bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti
ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. Anayasa
hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve
hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını
amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.”

Dürüstlük kuralı bir kimseden dürüst bir insan olarak beklenen davranışı
ifade eder. Bir davranışın bu nitelikte olup olmadığı, toplumda geçerli ahlak
ölçülerine, gelenek ve göreneklere, karşılıklı uygulanagelen teamüllere ve
hakları sağlayan ilişkilerin amacına göre tayin edilir.

Buna göre; Dürüstlük kuralı, herkesin uyması gerekli olan genel ve
objektif bir davranış kuralıdır. Genel olarak dürüstlük kuralı
kişilerin tarafı oldukları hukuki ilişkilerde dürüst, namuslu, ahlaklı ve diğer
kişilerde yaratılan güvenle tutarlı şekilde davranmalarını ifade eder. Buna
göre belirli bir hukuki ilişkide dürüstlük kuralına uygun davranış;
toplumdaki dürüst, namuslu ve orta zekalı bir kişinin, genel ahlâk, doğruluk ve
karşılıklı güven esaslarına uygun davranış biçimidir. Dürüstlük kuralına
uygun bu davranışın belirlenmesinde, toplumda geçerli olan genel ahlâk
kuralları, günün adet ve uygulamaları, davranışın söz konusu olduğu hukuki
ilişkilerin içerik ve amaçları da dikkate alınacaktır. (DURAL, M. /
SARI, S.: Türk Özel Hukuku 6. Baskı İstanbul 2011, s.226-227).
 

Dürüstlük kuralının ve buna bağlı olarak hakkın kötüye kullanılması
yasağının sadece Medeni Hukuk veya daha geniş kapsamlı olarak Özel Hukuk
alanında uygulanabilecek bir kavram olduğu sanılmamalıdır. Dürüstlük kuralı
hukukun her alanında, bu arada Kamu Hukuku dalında da daima dikkate alınması
gereken bir temel hukuk ilkesidir. (OĞUZMAN, M. Kemal/BARLAS, Nami:
Medenî Hukuk Giriş, Kaynaklar, Temel Kavramlar, 2021, İstanbul, s.247.)

Dürüstlük kuralını düzenleyen 4721 sayılı Kanun’un 2. maddesinde, bütün
hakların kullanılmasında dürüstlük kuralı çerçevesinde hareket edileceğini ve
bir kimsenin başkasına zarar vermek ya da güç duruma sokmak amacıyla haklarını
kötüye kullanmasını hukuk düzeninin korumayacağını belirtmiştir. Aynı maddede
düzenlenen, hakkı kötüye kullanılması yasağı kuralının amacı ise, hâkime özel
ve istisnaî hallerde (adalete uygun düşecek şekilde) karar verme olanağını
sağlamaktadır.

Bir hakkın kullanılmasında hak sahibi tam anlamıyla serbest değildir. Bütün
hakların, bunların tanınmasındaki amaca uygun olarak kullanılması
gerekmektedir. Bir hakkın amacına aykırı olarak kullanılması dürüstlük kuralı
ile bağdaşmaz ve böylece o hak kötüye kullanılmış olur. (OĞUZMAN/BARLAS,
Age., s.247.)

Diğer yandan, hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığı belirlenirken, o
kişinin hakkın kullanılmasında geçerli ve haklı bir yararının varlığı, hakkın
kullanılmasının sağlayacağı yarar ile başkalarına vereceği zarar arasında aşırı
oransızlığın olmaması, bir kimsenin kendi ahlaka aykırı davranışına dayanmaması
ve uyandırılan güvene aykırı davranışta bulunmaması gibi ölçütler hakkın kötüye
kullanılıp kullanılmadığını belirler. (OĞUZMAN/BARLAS, Age.,
s.249-255.)

Yorumla anlamı tespit edilen hükmün uygulanmasının dürüstlük kuralı ile
bağdaşmadığı, böyle bir hükmün uygulanmasını istemenin hakkın kötüye
kullanılması sayıldığı hâllerde, hâkimin, söz konusu hükmü uygulamaktan
kaçınması ve bu yüzden ortaya çıkan örtülü boşluğu doldurması gerekir. (OĞUZMAN/BARLAS,
Age., s.268.)

Bir hakkın kullanılmasının açıkça adaletsizlik oluşturduğu, gerçek hakkın
tanınması ve bireyin korunması için tüm hukukî yolların kapalı bulunduğu
zorunluluk hâllerinde, 4721 sayılı Kanun’un 2. maddesi uygulama alanı bulur,
olağanüstü bir imkan sağlar ve haksızlığı düzeltici, kanundaki kuralları
tamamlayıcı fonksiyonunu yerine getirir. (Yargıtay İçtihatları
Birleştirme kararı 25/01/1984 E:1983/3, K:1984/1)

Hakkın kullanımı ölçütünü Türk Medeni Kanununa
göre dürüstlük kuralları verir. Bunun yanında ayrıca hak sahibinin
başkasını ızrar kastıyla hareket etmiş olup olmadığını araştırmaya gerek
yoktur. Önemli olan başkasına zarar vermek kastı değil, hakkın dürüstlük kurallarına
aykırı olarak kullanılması sonucunda başkasının zarar görmüş olmasıdır. (İstanbul
2. Fikrî Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2017/780 K. 2019/529, T.
12.12.2019)

Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme
Kararı uyarınca
 davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi
mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. 

Aşağıda hukukun çeşitli alanlarında dürüstlük kuralı uygulamasının yüksek
yargı kararlarına nasıl yansıdığına ilişkin bazı örnekler sunuyoruz.

Kira İlişkilerinde

Kira bedelinin tenzili koşulları bulunmuyorsa ve tarafların iradeleri ile
kira bedeli net olarak kararlaştırılmışsa daha az miktarda aylık kira bedeli
ödenmesinin istemesi dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. (Yargıtay
Kararı – 6. HD., E. 2014/7023 K. 2014/8601 T. 30.6.2014)

Sözleşmenin başında binanın iskan ruhsatının olup olmadığı davalı kiraya
veren tarafından davacı kiracıya bildirildiği hususu ispatlanamamıştır.
Kiralayan bu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek dürüstlük kuralına aykırı
davranmıştır. (Yargıtay Kararı – 3. HD., E. 2013/10119 K.
2013/10183 T. 17.6.2013)

Taraflar sözleşmenin kurulması sırasında birbirlerine tam ve doğru bilgi
vermek zorundadırlar. Zira yanlış görünüm yaratmak en azından dürüstlük
kuralına aykırılık teşkil eder. (MK. madde 2) Bir binanın iskân raporunun
bulunması asıldır. Bu nedenle iskan raporunun alınıp alınmadığını araştırma
yönünden kiracıdan bir özen beklemek ve istemek mümkün değildir. Özen
beklenilmeyen hallerde ise kusurdan söz edilemez. (Yargıtay 6. HD. E.
2012/11089 K. 2013/4690 T. 19.3.2013)

Kiracının kiralananı akde aykırı biçimde kullanmasına uzun yıllar müsaade
eden kiralayanın daha sonra kiralananın sözleşmeye aykırı şekilde kullanıldığı
sebebiyle tahliye talep etmesi dürüstlük kuralına aykırıdır. (Yargıtay 6.HD.
27.4.1992 T. E:5307, K:5697)
 

İmza tarihinden 3 yıl geçtikten sonra kira sözleşmesinin şeklen geçersiz olduğu
iddiası dürüstlük kuralına aykırıdır. (Yargıtay HGK. 2.2.1983 T. E:
1979/1-1908, K:1983/53) 

Kira sözleşmesi 10 yıldır devam etmesine rağmen kiracının kiralananın
kendisine eksik teslim edildiğini gerekçesiyle kira
bedelinin indirilmesi talebi dürüstlük kurallarına aykırıdır. (Yargıtay
HGK. 30.3.1979 T. E.1977/13-962, K:1979/349)

Kiralanana ihtiyacı olmamasına rağmen sadece kirayı arttırmak için tahliye
talep edilmesi dürüstlük kuralına aykırıdır. (Yargıtay HGK.
30.6.1978 T. E:1977/6-918, K:1979/724)
 

 

Kat Mülkiyetinde

Davacının bu toplantılara katıldığı ve bu kararların altını herhangi bir
muhalefet şerhi koymadan imzaladığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının
yukarıda sözü edilen kat malikleri kurul kararlarına katılıp onay verdikten
sonra dava açması, Türk Medeni Kanunu’nun 2.maddesinde düzenlenen iyiniyet
ve dürüstlük kuralına aykırıdır. (Yargıtay Kararı – 18. HD., E.
2014/7586 K. 2014/13129 T. 23.9.2014)

Kat malikleri arasında düzenli ve sürdürülebilir bir beraberlik ve barışın
devam etmesi için, kat maliklerinin haklarını kullanırken, dürüstlük kuralları
çerçevesinde, birbirlerine rahatsızlık vermeyecek şekilde hareket etmeleri
gerekir. (Yargıtay HGK. K:1991/178 03.04.1991 T.)

Davacı site yönetiminin davalı şirket ile ortak alanların kiralanması
hususunda kira akdi yaptığı anlaşılmakla, her ne kadar yeterli nisaba
dayanmaksızın ortak alanlar davalı tarafa kiraya verilmiş ise de, bizzat kiraya
veren site yönetimi tarafından kira sözleşmesi gözetilmeksizin müdahale
hususunda dava açılması dürüstlük kuralına aykırıdır. (Yargıtay 5.
HD., E. 2022/8732 K. 2022/18357 T. 14.12.2022

Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre işyeri açılması konusunda
muvafakat veren kat maliklerinin dava açması Medeni Kanun’un ikinci maddesinde
belirtilen hakkın suistimali niteliğinde kabul edilmektedir.
Somut olayda; davaya konu bağımsız bölümün davalı şirket tarafından işyeri
olarak kullanılmasına davacı tarafından muvafakat edildiğine ilişkin 07.11.2007
tarihli bir belge mevcut olup, … 07.11.2007 tarihli muvafakat belgesine itibar
edilmeyerek ve bu bağlamda Medeni Kanun’un 2. maddesi dikkate alınmadan eksik
incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru
görülmemiştir. (Yargıtay18. HD. K: 2010/9530 T. 24.06.2010)

Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında bulunan bir taşınmazın yapımına başlandıktan
sonra bağımsız bölüm satışına dair geçerli bir sözleşme olmadan tarafların
satış konusunda anlaşması ve ardından alıcının tüm borçlarını yerine getirmesi
ve satıcının bağımsız bölümü teslim etmesinden sonra alıcının onu kendi mülkü
gibi kullanmasına rağmen satıcı tapuda mülkiyeti devre yanaşmazsa; şartlar
oluşmuşsa dürüstlük kuralı gereği açılan tescil davası kabul edilebilir. (Yargıtay
İBBGK., E. 1987/2 K. 1988/2, T. 30.09.1988)

30.09.1988 tarih ve 1987/2 Esas, 1988/2 Karar sayılı Yargıtay İçtihatları
Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında;Tapuda kayıtlı bir taşınmazın
mülkiyetini devir borcu doğuran ve ancak yasanın öngördüğü biçim koşullarına
uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir
cebri tescil davasının kural olarak kabul edilemeyeceğine, bununla beraber Kat
Mülkiyeti Kanunu’na tâbi olmak üzere yapımına başlanılan taşınmazdan bağımsız
bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm
satımında anlaşarak alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız
bölümü teslim ederek alıcının onun malik gibi kullanmasına rağmen
satıcının tapuda mülkiyetin devrine yanaşmaması hâllerinde;
olayın özelliğine göre hâkimin 4721 sayılı Kanun’un 2 nci maddesini gözeterek
açılan tescil davasını kabul edebileceği benimsenmiştir. (Yargıtay 7.
HUKUK DAİRESİ Esas : 2022/5240 Karar : 2023/2019 Karar Tarihi :06.04.2023)

Ortak alanlarda tadilat yapılmasına rıza gösteren kat malikinin sonradan
eski hale getirme davası açması dürüstlük kuralına aykırıdır. (Yargıtay
5.HD. K:1979/9203 10.12.1979 T.)

Kat mülkiyetinin kurulma aşamasında bağımsız bölümü, gerçek değerinden fazla
olarak bildiren ve bu şekilde tescil ettiren malikin daha sonra yönetim
giderlerine katılma bakımından arsa payının değerinin düzeltilmesini talep
etmesi dürüstlük kuralına aykırıdır. (Yargıtay 5.HD K:1975/10502 T.
3.6.1975)

 

Yargılamada

Davalı tarafın zamanaşımı def’ini öne sürdüğü gün
duruşmanın ulaşmış bulunduğu safha dikkate alındığında bu doğrultudaki
savunmanın hakkın kötüye kullanılması olarak
nitelendirileceği göz önüne alınarak yazılı şekilde hüküm kurulduğuna göre
davalı K. Gıda A.Ş.’nin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile daire
bozma kararı gereğine uygun bulunan hükmün onanması gerekir. (Yargıtay
7. HUKUK DAİRESİ Esas : 2005/2827 Karar : 2005/3493 Karar Tarihi :15.11.2005)

Davanın kötüniyetle uzatıldığı anlaşılırsa Medeni Kanun madde 2’deki
dürüstlük kuralı uygulanmalıdır. (Yargıtay HGK. K:1997/765 T.
01.10.1997)

Kişilerin yasalardan kaynaklanan haklarını dilediği zaman kullanmaları yasal
haklarıdır. Zamanaşımı süresinin sonlarına doğru kullanılan bir hak; hakkın
kötüye kullanılması olarak nitelendirilemez. (Yargıtay HGK. K:1997/240
T.26.3.1997)

Davalıların ikâmetgâhlarının kayıtlı olduğu yerde açılan trafik kazası
nedeniyle tazminat davasında, davalıların davaya bakmaya yetkili
mahkemenin kazanın olduğu yer mahkemesi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik
itirazında
bulunmaları dürüstlük kuralına aykırıdır. (Yargıtay
4.HD. K:1996/10514 T. 31.10.1996)

HMK’nun 124/3.fıkrasına göre “maddi hatadan kaynaklanan
veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi,
karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edilebilir.” (Yargıtay
Kararı – 4. HD., E. 2021/1984 K. 2021/2275 T. 2.6.2021)

Dürüstlük kuralına aykırılık ya da kötüniyet bulunduğuna ilişkin iddia ve
savunmaların mahkemece doğrudan araştırılması gerekir. (Yargıtay
HGK. E:1-98, K.1992/195 T. 25.3.1992)

Davacının açtığı davada davalı karşı dava açmış ise davacının karşı dava
bakımından yetkisizlik iddiasında bulunması dürüstlük kuralına aykırıdır. (Yargıtay
2.HD. K.1974/4437 T. 08.05.1974)

Hiç kimse, kendi kusuruna dayanarak hak talep edemez, bu dürüstlük kuralına
aykırı olur. (Yargıtay 11.HD. K:1978/1823 T.10.4.1978)

Yasalarca tanınmış olan bir hak, sahibine hiç yarar sağlamadan veya çok az
yarar sağlayarak, sadece başkalarına zarar vererek veya zarar tehlikesi
yaratarak kullanılmışsa dürüstlük kuralına aykırılık vardır. (Yargıtay
4.HD. K:1976/3299 29.3.1976 T.)

Kötü niyetli olmasa da alacaklı tarafından yasadaki boşluktan yararlanılarak
bir ilamdaki haklar için ayrı ayrı takip başlatılarak sebepsiz zenginleşmeye
neden olacak şekilde fazladan avukatlık ücreti talep edilmesi hakkın kötüye
kullanılmasıdır ve hukuk düzeni tarafından korunamaz. (YARGITAY 12. HD.
E. 2012/18690 K. 2012/25539 T. 10.09.2012)

 

Sözleşmelerde

Somut olayda, sözleşmenin imzalandığı tarihte davacının kısıtlı olduğu,
ülkemizde tam ehliyetli kişilerin dahi her zaman yararlanma olanağı
bulamadıkları banka kredisinden yararlandığı, aldığı tüketici kredisini
kullanmak suretiyle bir menfaat elde ettiği, davalı bankanın ödeme talebine
kadar tam ehliyetli biri gibi hareket edebilen davacının
borcun ifası istendiğinde ehliyetsizliğini ileri sürerek ifadan
kaçınması hakkın kötüye kullanılmasının tipik bir örneğini
oluşturmaktadır. (Yargıtay  3. HD. Esas : 2022/8507 Karar :
2023/1307 T:04.05.2023)

Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm
bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa
dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir
taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği
şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi,
ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek
suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını
vermez. (Yargıtay 1. HD., E. 2015/8465 K. 2016/6653 T. 31.5.2016)

Bir sözleşmenin taraflarından birinin o sözleşmenin ifa olunacağı hususunda
o güne kadar süre gelen davranışları ile karşı tarafa tam bir güvence vermiş ve
karşı taraf da sözleşmenin yerine getirileceği inancına iyi niyetle bağlanarak
kendisine düşen edimleri yerine getirmiş ise, artık sözleşmenin şekil yönünden
geçersizliğini ileri sürmek hakkın kötüye kullanılması niteliğini taşır ve bu
husus yasal himayeden yoksun kalır. Bu durumlarda sözleşmenin geçersizliğine
dayanılarak akdin icrasından kaçınılamaz… olayın özelliğine göre cebri tescil
davası kabul edilmelidir. (Yargıtay HGK  06.06.1979 T. 14/190-799)

Davacının hem bu yola giderek sözleşmeyi feshetmek istemesi, hem de sözleşme
gereği akde aykırı davranıldığından söz ederek tazminat isteminde bulunması
Medeni Kanun’un 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ve
hakkaniyetle bağdaşmaz. (Yargıtay 6. HD. E. 2013/2613 K. 2013/8024 T.
07.05.2013)

Değişen durumların, sözleşmede kendiliğinden bulunan sözleşme adaletini
bozması halinde, taraflar bu haller için bir tedbir almadıklarından, sözleşmede
bir boşluk vardır. Bu boşluk sözleşmenin anlamına ve taraf iradelerine önem
verilerek yorum yolu ile ve dürüstlük kuralına uygun olarak
doldurulur (MK. md. 1). Bu yönteme sözleşmenin yorum yoluyla düzeltilmesi veya
değişen hal ve şartlara uyarlanması denilir. (Yargıtay Kararı – 13.
HD., E. 2010/6881 K. 2010/16390 T. 7.12.2010)

Bankanın akdi ve temerrüt faizi oranında tek
taraflı olarak değişiklik yapması ve faiz oranından doğan farkları geri ödeme
planına yansıtması tanınmış ise de, sözleşmede bir tarafın yetkisine bırakılan
hakların kullanılmasının dürüstlük kuralları çerçevesinde
değerlendirilmesi gerekir. (Yargıtay 19. HD. E: 2003/5952 K:
2003/7105 T:01.07.2003)

İnşaat sözleşmesinin yüklenicinin işe devam etmeyeceğini beyan etmesi
nedeniyle feshedilmesi durumunda, işe devam etmeyen yüklenici; yaptığı iş ve
dürüstlük kuralı kapsamında tapuya hak kazanabilir. (Yargıtay 15.HD.
K:1997/1891 T: 07.04.1997 )

Sözleşmeden kaynaklanan borcun büyük bir bölümü yerine getirilmişse şekli
eksikliğe dayanılarak sözleşmenin geçersiz olduğunun iddia edilmesi dürüstlük
kuralına aykırıdır. (Yargıtay HGK.  K:1983/127607.12.1983 T.)

Hasta hayvanını, hastalığını bilmesine rağmen satan kişinin eylemi dürüstlük
kuralına aykırıdır. (Yargıtay 11.HD. K: 1983/2438 09.05.1983 T.)

Gerçekte sözleşme yapmama niyetinde olarak müzakereye girişen ve öneride
bulunan kişi dürüstlük kuralına aykırı davranmış sayılır. (Yargıtay
2.HD. K:1997/8864 15.9.1997 T.)

Ortak taşınmazın kullanma biçiminin tüm paydaşlar arasında varılan bir
anlaşma ile belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçiminin oluşmuş olması
halinde, tapuda yapılacak resmi taksime veya ortaklığın satış suretiyle
giderilmesine ya da bir imar uygulaması yapılmasına kadar, fiili kullanma
biçiminin korunması ahde vefa ve dürüstlük kuralının gereğidir. (Yargıtay
HGK K:2008/614 08.10.2008)

Sözleşmenin iki tarafı da karşılıklı edimlerini yerine getirdikten sonra taraflardan
birince sözleşmenin şeklinde hukuka aykırılık olduğu gerekçesiyle geçersiz
olduğunun iddia edilmesi dürüstlük kuralına aykırıdır. (Yargıtay 13.HD.
K:1992/2290 10.3.1992 T.
 

Ölmüş olan bakım alacaklısının mirasçılarının, bakım borcunu yerine getirmiş
bulunan bakım borçlusuna karşı ölünceye kadar bakma sözleşmesinin şekil şartına
uyulmaması nedeniyle geçersiz olduğunu iddia etmeleri ‘dürüstlük kuralına
aykırıdır. (Yargıtay HGK. K:1993/55 19.6.1993 T.)

Bankalar kredi kartı üyelik sözleşmesi kapsamında kendisine tanınan faiz
oranlarını arttırma yetkisini dürüstlük kuralı çerçevesinde
 kullanmak
zorundadır. (Yargıtay 19.HD.  K:1997/2295 T. 07.03.1997)

Vekaletnameye dayanan temsil yetkisinin vekil tarafından dürüstlük kuralına
aykırı olarak vekalet verenin zararına, kendisinin veya işbirliği yaptığı başka
birisinin yararına kullanılması halinde, yapılan işlem vekil edeni bağlamaz. (Yargıtay
1.HD. K:1996/9816 13.09.1996 T.)

Koşulları olağanüstü değiştiren hallerin ortaya çıkması durumunda, edimler
arasındaki denge bozulacağından, tarafların sözleşmeye sıkı sıkıya bağlı
kalmalarını istemek dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder. (Yargıtay
9.HD. K:1995/1307 31.01.1995 T.)

Geçersiz sözleşme gereğince alıcının akit tarihinde verilen paranın aynı
miktarda iadesine karar verilmesi, gerçek hayatta büyük sıkıntılara
tutarsızlıklara, adalete karşı var olması gereken güvenin sarsılmasına neden
olmuş, kamu vicdanında haklı eleştiri konusu yapılmıştır. Hukuk kuralları
gerçek hayata uygun olduğu, toplumun adalet ihtiyacına cevap verebildiği sürece
hayatiyetini devam ettirip, saygınlık sağlar ve hukuk kuralı olma özelliğini
korur. O nedenle hukuk kuralları görevli organlarca değiştirilinceye kadar bu
konuda yeni düzenlemeler yapılıncaya kadar zedelenmeden gerçek hayata uygun
olarak yorumlanıp uygulanmalıdır. Bu görevin ise yargıya ait olduğunda
duraksamaya yer yoktur. Nitekim gerek Yargıtay kararlarında ve gerekse öğretide
bu göreve paralel düşünceler bulunmaktadır. Bu düşüncelerin isimleri farklı ise
de ancak istenen sonuç aynıdır. Akit öncesi sorumluluk kurallarının geçersiz
sözleşmelerde de uygulaması gerektirici geçersiz senetlerden dolayı olumsuz
zararın istenebileceği bu zarar kapsamında kaçırılan fırsat karşılığının da
bulunduğu, olumsuz zararın bazı özel durumlarda olumlu zarar kadar dahi
olabileceği MK. 2. maddesine göre akdin geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği
hakkındaki zarar kavramları hep bu zaruretin sonucu ortaya konulan düşünce ve
uygulamalardır. Yargının asıl görevi toplumun huzurunu sağlamaktır. Bunun için
uygulanması gereken kurallar mevcut yasalar ışığında bu yasa hükümlerine aykırı
düşmeyecek şekilde yorumlanıp uygulanmaktadır. BK. 63. ve 64. maddeleri iade
sonucunun kapsamını fakirleşmenin değil, zenginleşmenin iyi veya kötü niyete
dayalı olmasına göre ayrım yapmıştır. Hukuken geçersiz sözleşmeler haksız
iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı
hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir. Bu husus hem hakkaniyetin hem de gerçek
adaletin bir gereğidir. (Yargıtay 13. HUKUK DAİRESİ Esas: 2001/12326
Karar: 2002/1645 Karar Tarihi: 18.02.2002)

 

Aile Hukukunda

Tarafların anlaşmalı boşanma taleplerine ve bu yönde hüküm
almalarına rağmen, hukuki ve fiili bir engel olmadığı halde, davacı erkeğin
gerekçeli kararın 15 yıl sonra davalıya tebliğini istemesi, Türk Medeni
Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırı olduğunu
göstermesi yanında, davacı erkeğin boşanma isteğinin ve bu yöndeki
iradesinin de samimi olmadığını gösterir. (Yargıtay 2. HD., E.
2019/8150 K. 2020/187 T. 15.1.2020)
 

Terke dayalı boşanma dilekçesinin kendisine ulaşması üzerine, davalı-davacı
kadının boşanma davası açması dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. (Yargıtay
2. HD., E. 2008/15648 K. 2009/19503 T. 11.11.2009)

Ayrıca, anlaşmalı boşanma protokolü düzenlendiğinde karşılıklı edimler
arasındaki denge sonradan, şartların olağanüstü değişmesiyle taraflardan biri
aleyhine katlanılamayacak derecede bozulmuşsa, taraflar artık o akitle bağlı
tutulamazlar, değişen bu koşullar karşısında 4721 Sayılı TMK’nın 2. maddesinden
yararlanarak sözleşmenin yeniden düzenlenmesini mahkemeden isteyebileceklerdir.
(Yargıtay HGK 2017/3-2613 E., 2019/1191 K., 14.11.2019 T.)

Davacının devir tarihinden yaklaşık iki yıl önce, evlilik birliğinden doğan
yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla konutu terk ettiği, bir başka
evde yaşadığı ve güven sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunduğu yapılan
soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre,
davacı bakımından korunması gereken bir “aile konutu” kalmamış olup,
davacının devre ilişkin işlemin “açık rızası” alınmamış olması
sebebiyle geçersizliğini ileri sürmesi, dürüstlükle (TMK m. 2) bağdaşmaz. (Yargıtay
2. HD., E. 2014/26937 K. 2015/10210 T. 14.5.2015)

Boşanma kararı verildikten sonra karısı ile müşterek hayatına üç yıl daha
devam eden ve daha sonra üç yıl önceki mali koşullarla boşanmayı sağlamak
amacıyla, boşanma kararını tebliğe çıkaran koca dürüstlük kuralına aykırı
hareket etmiştir. (Yargıtay 2.HD. 12.4.1996 T.  K:1996/4080)

Yabancı mahkemece 1999 tarihinde verilen boşanma kararından sonra tarafların
beraberliklerini devam ettirdikleri anlaşılmakta olup bu dönemde 2003 doğumlu
müşterek çocukları S. dünyaya gelmiştir. Davacının 1999 yılında verilmiş olan
boşanma kararının tenfizini istemesi Türk Medeni Kanunu’nun 2.maddesinde yer
alan dürüstlük kuralına aykırıdır. (Yargıtay 2. HD., E. 2010/2005 K.
2010/13091 T. 30.6.2010)

Davacı erkeğin 11.07.2011 tarihindeki ihtar isteği üzerine verilen ve davalı
kadına 19.08.2011 tarihinde tebliğ edilen ihtar kararına dayanılarak, hiç bir
haklı ve kabul edilebilir sebep gösterilmeden 3 yıl sonra terk
sebebiyle boşanma davası açılması yukarıda
açıklanan dürüstlük kurallarına uygun olmadığı gibi geçen zaman
dikkate alındığında ihtar talebinin samimi olduğundan da bahsedilemez. (Yargıtay
2. HD., E. 2016/533 K. 2017/5214 T. 03.05.2017)

Evlilik akdinin akıl hastalığından kaynaklanan mutlak butlan nedeniyle
iptaline dair karar kesinleşmeden, akıl hastası olan eş ölür ise, sağ kalan
eşin, ölen eşine mirasçı olması dürüstlük kuralına aykırı değildir. (Yargıtay
HGK. K: 1994/638 26.10.1994 T.)

Kocanın, eşine zarar vermek ve güç durumda bırakmak amacıyla verdiği tahliye
taahhüdü dürüstlük kuralına aykırı olduğu için geçersiz sayılacaktır. (Yargıtay
12.HD. K:10423 24.10.1990 T.)

Evi terk eden eşin ihtarı neticesiz bırakmak için eve dönmesi dürüstlük
kuralına aykırıdır. (Yargıtay 2.HD. K:1977/4614 02.06.1977 T.) Yine
ihtarı aldıktan sonra eve gelen ancak tekrar bir neden olmaksızın evden ayrılan
eşin davranışı dürüstlük kuralına aykırıdır. (Yargıtay 2.HD.
K:1977/4614 02.06.1977 T.) 

Boşanmayı kabul etme şartıyla karısına senet vermiş olan koca, sonrasında,
bu senetlerin kanuna, adaba aykırı olduğunu iddia ederek senetleri ödemekten
kaçınması dürüstlük kuralına aykırıdır. (Yargıtay HGK. 
K:1976/2088 02.06.1976 T.)

Yurtdışında işçi olarak çalışan birinin Türkiye’deki adres kaydını başka bir
yere naklettikten sonra boşanma davasını orada açması dürüstlük kuralına
aykırıdır. (Yargıtay HGK. K:1975/806 18.06.1975 T.)

Yurt dışında açtığı boşanma davası kabul edilen kişinin Türkiye’de kendisine
açılan boşanma davasının reddini istemesi, dürüstlük kuralına aykırıdır. (Yargıtay
HGK. K:1973/768 06.10.1973 T.)

Evlatlık ilişkisi miras bırakanın ölümüne kadar sürmüşse mirasçıların
evlatlık ilişkisinin iptalini istemesi dürüstlük kuralına aykırıdır. (Yargıtay
2.HD. 9.5.1983 T. K:1983/6450)
 

 

Gayrimenkul Hukukunda

Yüklü taşınmazın maliki, irtifak hakkının kullanılmasını
engelleyecek ya da zorlaştıracak davranışlarda bulunamaz\” şeklinde hakkın kapsamına
ilişkin düzenlemenin diğer irtifak haklarında da uygulanması gerekir. Bu
ilke uyarınca hak sahibinin, irtifakın kendisine sağladığı yararlanma yetkisini
aşmaması gerekmektedir. Ayrıca irtifak 
hakkı sahibinin bu
yararlanma yetkisini yüklü taşınmaz malikine en az zarar verecek şekilde
kullanma yükümlülüğü söz konusudur. Aslında bu düzenleme 4721 sayılı Kanun’un 2
nci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen doğruluk ve dürüstlük kuralının bir
kanun hükmüyle somutlaştırılmış hâlini ifade etmektedir.
(Ünal, s. 133). (Yargıtay HGK
Esas: 2022/476 Karar: 2023/981 T:18.10.2023)

Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi
gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile
objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce
depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra
hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek
uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini
artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda
mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine
neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması
sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni
bir değer tespiti yapılmalıdır. (Yargıtay 7. HD. Esas:
2023/2156 Karar : 2023/3662 T: 06.07.2023)

Geçit hakkı talep eden kişinin taşınmazının kazanacağı değer geçit hakkı
verecek taşınmazın değerini çok daha fazla düşürecekse dürüstlük kuralı gereği
davayı açmakta hukuki yarar yoktur. (Yargıtay 14.HD. K: 1982/2855 04.05.1982
T.) 

Taşınmazların davalılar tarafından kullanılmasına uzun süre ses çıkarmayan
davacının, bu kullanıma zımnen muvaffakat ettiği ancak ihtarname keşide etmekle
muvaffakatını geri aldığının kabulü gerekir. Zira bu kadar uzun süreli
kullanımın, zımni muvafakat yönünde “fiili karine” oluşturacağı ve bu karinenin
aksi ispatlanmadıkça, ecrimisil talep edilmesinin, Türk Medeni Kanunu’nun 2.
maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği
açıktır. (Yargıtay 1. HD., E. 2014/9651 K. 2014/11348 T. 09.06.2014)

Ecrimisil davalarında davalının uzun süreli kullanımı söz konusu ise, bu
kullanıma ses çıkarmayan davacının zımni muvafakatinin var olduğu yönünde
“fiili karine” oluşacağı ve bu karinenin aksi davacı tarafından
kanıtlanmadıkça, ecrimisil talep edilmesinin Türk Medeni Kanunu’nun 2.
maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği kabul
edilmektedir. (Yargıtay 1. HD., E. 2014/9768 K. 2014/13742 T. 8.9.2014)

Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel
olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı
kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden
payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen
davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun
2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. (Yargıtay
6. HD., E. 2011/11617 K. 2011/11274 T. 20.10.2011)

4721 sayılı TMK’nın 1020 nci maddesinin \”Tapu sicili herkese açıktır.
İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin
tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların
örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı
bilmediğini ileri süremez.” hükmü nazara alındığında tapunun beyanlar
hanesine şerh işlendikten çok kısa bir süre sonra taşınmazın durumunu alenî
hale getiren bu şerhi tapuda görmesine rağmen taşınmazı devir alan ve hemen
akabinde eldeki davayı açan davacının dosya kapsamı itibarıyla iyi niyetli
olduğundan ve TMK’nın 2 nci maddesi uyarınca dürüst davrandığından söz edilemez
.
Hal böyle olunca, dava konusu taşınmaz halen adına kayıtlı olan davacının
uğradığını iddia ettiği bir zararının oluştuğu kabul edilse bile bu zararın
sadece tapu sicil kayıtlarının doğru tutulmamasından kaynaklandığı
söylenemeyeceği gibi zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının
varlığından da bahsetmek mümkün olmayacağından ve kıyı kenar çizgisi şerhli
taşınmazı bilerek ve isteyerek satın alan davacının yoğunluğu dosya içeriğine
yansıyan kendi kusuruna dayanarak hak
talep edemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken.. (Yargıtay
5.HD. Esas:2022/1735 Karar: 2022/15082 T:01.11.2022)

Davalı, satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak ve dava konusu
yerin bedeli karşılığında kendisine teslim
edilmesi nedeniyle mülkiyetin ileride kendisine devredileceğine
inandırılmış olarak taşınmazda ikamet etmektedir. Davacı tarafından sözleşme
ile zilyetliğin davalıya teslimine rağmen, taşınmaz kullanımından men edilmesi
için dava açması iyiniyetli olmayıp, TMK’nın 2. maddesinde yer alan
dürüst davranma kuralı ile bağdaşmamaktadır. (Yargıtay 7. HD., E.
2021/4059 K. 2022/4075 T. 6.6.2022)

 

30.09.1988 tarih ve 1987/2 Esas, 1988/2 Karar sayılı Yargıtay
İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında;
 Tapuda kayıtlı
bir taşınmazın mülkiyetini devir borcu doğuran ve ancak yasanın öngördüğü biçim
koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye
dayanılarak açılan bir cebri tescil davasının kural olarak kabul
edilemeyeceğine, bununla beraber Kat Mülkiyeti Kanunu’na tâbi olmak üzere
yapımına başlanılan taşınmazdan bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir
sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının tüm
borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının
onun malik gibi kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyetin
devrine yanaşmaması hâllerinde; olayın özelliğine göre hâkimin 4721 sayılı
Kanun’un 2 nci maddesini gözeterek açılan tescil davasını kabul edebileceği
benimsenmiştir. (Yargıtay 7. HD. Esas: 2022/5240 Karar: 2023/2019
T:06.04.2023)

Arsa sahibi ile müteahhit ve müteahhit ile ondan daire alan alıcı arasındaki
satış, satış vaadi, inşaat sözleşmeleri resmi şekilde yapılmamış dahi olsa,
tarafların edimlerini yerine getirmelerinden sonra, sözleşmenin şekil eksikliği
sebebiyle geçersizliğinin ileri sürülmesi dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz. (Yargıtay
13.HD. K: 1993/8756 12.11.1993 T.)

Haricen satın aldıkları taşınmazda meyve bahçesi yetiştirdikleri için MK.655
ve 650 uyarınca tescil davası açan davacıların satın aldıkları taşınmazı
kullanmalarına uzun süre ses çıkarmayan davalıların, daha sonra açılan davaya
karşı koymaları hakkın kötüye kullanılması kapsamındadır. (Yargıtay
1.HD. K:1990/5200 10.04.1990 T.)

Sözleşme içeriğinden davacının zilyetliği devraldığı anlaşılmakta olup,
davalılar resmi sözleşmenin aksini ispatlayacak aynı kuvvette delil ibraz
etmemişlerdir. Bu durumda; davalı tarafın zamanaşımı savunmasının dürüst
davranma kuralı ile bağdaşmayacağının kabulü gerekir. (Yargıtay 14.
HD. Esas : 2016/4362 Karar : 2016/9214 T:08.11.2016)

Satışı vaad edilen taşınmazların zilyetliğinin de alıcıya devir ve teslim
edilmiş olması halinde, davalı satıcının zamanaşımı def’inde bulunması
dürüstlük kuralına aykırıdır. (Yargıtay 14HD. K:1991/1911 25.2.1991 T.)

Babasından aldığı tapuda kayıtlı olmayan taşınmazın zilyetliğini başkasına
satan kişinin, daha sonra bu yerde kardeşlerinin de payı olduğunu ileri sürerek
taşınmaza el atması dürüstlük kuralına aykırıdır. (Yargıtay HGK.
K:1979/127605.10.1979 T.)

Taşınmazdaki hissesi diğer paydaşlardan çok daha az olan paydaş önalım
davası açtığında davası dürüstlük kuralına aykırı olduğu sebebiyle
reddedilemez. (Yargıtay HGK. K:1995/1142 20.12.1995 T.) Kanundan
kaynaklanan önalım hakkını kullanan paydaşlar, kötü niyetli sayılamaz. (Yargıtay
HGK. K:1995/380 12.04.1995 T.)

Paydaşlar arasında fiili taksim bulunması hâlinde yasal ön alım hakkının
kullanılamayacağına dair bir yasa hükmü bulunmasa da, taşınmazda fiili bir
kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre de paydaşlar bu durumu benimsemişlerse
kayıtta paylı, eylemli olarak bağımsız bu oluşumun korunması, TMK’nın 2.
maddesinde tanımını bulan dürüstlük kuralının gereğidir. (Yargıtay
HGK., E. 2020/272 K. 2022/1487 T. 10.11.2022)

 

Alacaklı Borçlu Arasında

Alacaklının, borçlu tarafından oyalanması halinde zamanaşımı def’inin
ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması teşkil
edeceği açıktır. Bu itibarla, mahkemece davacı tarafın bu husustaki delil ve
belgeleri değerlendirilerek neticesine göre bir karar vermek gerekir. (Yargıtay
11. HD. Esas: 2005/6092, Karar: 2005/5796, T:03.06.2005)

Senedin keşidecisi imza tarihinde reşit olmasa dahi sonradan reşit olmadığı
sebebiyle senedin iptalini istemesi dürüstlük kuralına aykırıdır. (Yargıtay
11.HD. 22.10.1990 T. K:1990/6733)

Alacaklı ödeme zamanı adresinde değilse, ödeme gününden 3 gün sonra temerrüt
nedeniyle borçlunun cezai şartı ödemesini istemesi dürüstlük kuralına
aykırıdır. (Yargıtay 15.HD. K:1981/995 30.04.1981 T.)

Şu hale göre, alacaklının para borcuna veya teminat verilmesine dair ilama
dayalı olarak ilamsız icra takibi yapması, en başta İİK’nun 32.maddesi amir
hükmüne aykırılık teşkil edeceği gibi, dürüstlük kuralı ile de
bağdaşmayacağından hukuk düzeni tarafından korunamaz. Bu doğrultuda, ilama
dayalı olarak ilamsız icra takibi yapılamayacağı sonucuna varılmıştır. (Yargıtay
12. HD., E. 2019/8317 K. 2020/5332 T. 23.6.2020)

Türk Borçlar Kanunu’nın 175.maddesinde ”taraflardan biri koşulun
gerçekleşmesine dürüstlük kurallarına aykırı olarak engel olursa, koşul
gerçekleşmiş sayılır.” yazılıdır. Her ne kadar mahkemece davalıların koşulun
gerçekleşmesinin davalı tarafından engellendiğinin davacı tarafından
ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, borcun
verildiği tarihten bu yana çok uzun zaman geçmiş olması, borcun ödenmesi evin
satılması şartına bağlı olduğu ve evin yaklaşık 9 yıl gibi uzun bir zaman boyunca
satılamaması karşısında, borcun ödenmesi için koşulun gerçekleşmesinin
beklenmesi hakkaniyete, dürüstlük kuralına ve iyiniyete aykırıdır. (Yargıtay
13. HD., E. 2015/2709 K. 2016/5165 T. 22.2.2016)

İhtar yapılmasının dürüstlük kuralına göre beklenemeyeceği
hallerde de borçlunun ihtara gerek kalmadan temerrüde düşeceği,
borcun ifa edileceği tarihi alacaklı değil, borçlu bilebilecek durumda
ise, dürüstlük kuralının temerrüt için ihtarı gereksiz
kılacağı doktrinin de baskın görüşüdür. (Yargıtay İBHGK.,
E. 1994/2 K. 1995/2 T. 24.11.1995)

Vade tarihi gelen borçlarını ödememek amacıyla mülkiyetindeki taşınmazları
kardeşine satan kişinin bu davranışı; alacaklılara zarar vermek kastıyla ev
iyiniyetli bir kişiden beklenilmeyacek bir tasarruf kapsamında
değerlendirilir. (Yargıtay 15.HD. 15.10.1984 T.  K:1984/3070)

 

İş Hukukunda

Ancak İş Hukukunda “değişiklik kayıtları”, “saklı kayıtlar” ya da “işverenin
genişletilmiş yönetim hakkı” olarak adlandırılan ve işverene tek yanlı
değişiklik yetkisi veren bu sözleme hükümlerinin, işverene verdiği değişiklik
yapma hakkı mutlak bir anlam ifade etmeyip dürüstlük kuralına
uygun olarak kullanılması gerekir. Bununla birlikte sözleşme hükümlerinin
geçerliliği kabul görmüş ise de iş ilişkisindeki düzen ve denge unsuruna
müdahale içeren, iş ilişkisinin esaslı unsurlarını oluşturan iş görme ve ücret
edimlerini temelden değiştiren kayıtların ise Türk Medeni Kanunu’nun 2.
maddesine aykırı olduğu kabul edilmelidir. (Yargıtay HGK. Esas :
2021/9-112 Karar : 2021/294 T:18.03.2021)

Somut olayda, davacıdan istenen yazılı savunma talebinin davacı feshinden
önce istendiği ve davacı yanca, yazılı savunma istemi ile davacı feshi arasında
geçen zaman zarfında doğmuş, başka bir ifadeyle yeni bir fesih sebebinin ileri
sürülmemiş olduğu anlaşılmakla, davacı feshinin haklı nedene dayanmadığı
gibi dürüstlük kuralı ile de örtüşmediği gerekçesiyle kıdem
tazminatı isteğinin reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü hatalı
olmuştur. (Yargıtay 22. HD. Esas: 2018/15248 Karar:2018/24834
T:19.11.2018)

Davacı işçi Medeni Kanunu’nun 2. maddesi ve 4857 sayılı İş
Kanunu’nun 23. maddesi düzenlemesi karşısında fesih hakkını dürüstlük kuralına
uygun kullanmamıştır. Davacının iş akdini yeni bir iş bulup, iş sözleşmesi
imzalaması üzerine sona erdirdiği açıktır. Hakkın kötüye kullanımını hukuk
korumamalıdır. Bu nedenle davacının kıdem tazminatı isteğinin reddi yerine
yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay
9. HD. Esas: 2015/17312 Karar: 2017/19000 T:23.11.2017)

 

Şirketlerde

Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir
başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında
olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka
tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının da
kaynağını TMK’nin 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve
hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır. (Yargıtay 9.
HUKUK DAİRESİ Esas : 2023/9693 Karar : 2023/12184 T:14.09.2023)

Şirketin borca batık olmadığı, ancak davacının şirkete şirket sermayesinin
iki katına yakın bir tutarda borcunun bulunduğu, dava dışı şirketin tek
ortağı olan davacı/karşı davalının, tüzel kişilik kavramının arkasına
saklanarak dürüstlük kuralına aykırı davranışlarla şirket sermayesini üzerine
geçirdiği, kendisine tanınan ortaklık ve yönetim hakkını kötüye kullanarak
davalı/karşı davacıyı zarara uğrattığı, tüzel kişilik perdesinin aralanması
ilkesi kapsamında şirketin malvarlığının davacı-karşı davalı
üzerinde olduğu, tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına
aykırı davranıldığı, davacı-karşı davalının yönetim hakkını kötüye kullanarak
davalı/karşı davacıyı zarara uğrattığı davalı-karşı davacı vekilinin istinaf
başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına.. (İstanbul
BAM 12. HD. 2019/1291 Esas, 2021/1741 Karar)

Gerçekten de hukuk kuralları dolanılmak suretiyle kanuna karşı hile
yapılması, ayrı tüzel kişilik kavramına sığınarak onun ardında yer alan
kişilerin taraf oldukları sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal
etmeleri ya da üçüncü kişilere zarar vermeleri, sonra da tüzel
kişilik kavramının ardına gizlenmeleri dürüstlük kuralı ve hakkın
kötüye kullanılması yasağı ilkelerine açıkça aykırı olup hukuk düzenince de
korunamaz. (İstanbul BAM, 44. HD., E. 2020/436 K. 2021/748 T. 1.7.2021)

Anonim şirketlerde genel kurulu kararları mevzuata, esas sözleşmeye ve
objektif iyiniyet kurallarına aykırı olamaz. (Yargıtay 11.HD.
K:1995/9165, 11.12.1995 T.) 

Ortakları ve temsilcileri aynı kişiler olan yani aralarında organik bağ
bulunan şirketlerden birinin, diğerinin yaptığı iş ve işlemleri
bilmediğini iddia etmesi dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. (Yargıtay 11.HD.
10.10.1995 T. K:1995/7350) 
 

 

Kooperatiflerde

1990 yılından 2004 yılına kadar aradan geçen süre kapsamında davacının kooperatifle irtibatını
devam ettirdiğine ve aidat ödemesi yaptığına dair herhangi bir kaydın mevcut
olmadığı, 14 yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra açılan dava kapsamında
ileri sürülen talebin TMK’nın 2 maddesinde düzenleme altına alınan dürüstlük kuralı ile
bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı
vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle
gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik
bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde
görülmemiştir. (Yargıtay 23. HD. Esas: 2017/2790 Karar: 2020/3260, T: 26.10.2020)

Kooperatif üyesinin aidatlarını yıllarca tahsil eden, onu genel kurul
toplantılarına davet eden, kuraya davet ile iştirak ettiren kooperatifin,
bunlardan sonra üyenin ergin olmadığını ileri sürüp ortaklığını kabul
etmemesi, dürüstlük kuralına aykırıdır.  (Yargıtay 11.HD. E: 4707, K:
4555, T. 13.09.1991)

 

  

 

Paylaş

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir