1. Anasayfa
  2. İmar Barışı

Sit Alanı, Kıyı, Orman Gibi Özel Kanunlara Tabi Alanlardaki Yapı Kayıt Belgesi Bulunan Yapılar Hakkında Yıkım ve Para Cezası Karar Alınabilir Mi?


0

GİRİŞ

 

3194 sayılı İmar Kanunu’nun geçici
16. maddesinde, sit alanı, kıyı, orman ve mera gibi özel kanunlara tabi olan
alanlarda bulunan yapıların imar barışından faydalanamayacağına ilişkin
herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.

 

Bu nedenle, sit alanı, kıyı,
orman, mera gibi alanlarda bulunan yapılar için de çok sayıda yapı kayıt
belgesi alınmıştır. Bu yapı kayıt belgeleri ilgili idare veya mahkemelere
sunulduğunda ise dikkate alınmamış ve bu belgenin özel kanunlara tabi olan
alanlarda geçerli olmadığı ifade edilmiştir.  Hatta bizzat Çevre ve
Şehircilik Bakanı tarafından, Kanunda böyle bir hüküm bulunmamasına rağmen 1.
derece arkeolojik sit alanlarında bulunan yapılara yapı kayıt belgesi
verilmeyeceği ifade edilmiştir.

 

Yapı kayıt belgesinin imar
mevzuatı açısından hukuki niteliğini “Yapı Kayıt Belgesinin Hukuki Niteliği ve
Sağladığı Haklar” isimli yazımızda incelemiştik. Bu yazımızda ise sit
alanı, kıyı ve orman gibi özel kanunlara tabi olan alanlardaki yapı kayıt
belgesi bulunan yapılar hakkında yıkım ve para cezası kararı alınıp
alınamayacağı incelenecektir.

 

Bu inceleme yapılırken,
uygulamada karşılaşılan sorunlar hakkında tesis edilen idari işlemler, Çevre ve
Şehircilik Bakanlığı görüşü, yargı kararları ve Anayasa
Mahkemesinin 04.12.2019 tarih ve E:2019/109, K:2019/91 sayılı kararı esas
alınacaktır.

 

I. SİT ALANI, KIYI, ORMAN GİBİ
ÖZEL KANUNLARA TABİ ALANLARDA BULUNAN YAPILARA VERİLEN YAPI KAYIT BELGESİ
GEÇERLİ MİDİR?

 

3194 sayılı İmar Kanunu’na
eklenen geçici 16. maddeyle hukuk hayatına giren imar barışı düzenlemesi beraberinde
çok fazla sorunu da getirmiştir. Bu sorunların temel sebebi ise, genel bir
kanun olan İmar Kanunu’na eklenen bir madde ile özel kanunlara tabi olan
alanlardaki yapıları da kapsar şekilde düzenleme yapılmış olmasıdır.

 

Ayrıca, imar barışının hangi
alanlardaki yapıları kapsadığına ilişkin bir düzenlemeye de yer verilmemiş, sadece
imar barışı kapsamına girmeyen alanlar sayılmakla yetinilerek özel kanunlara
tabi alanlardaki yapıların durumu muğlak bırakılmıştır.

 

Bir önceki imar affı
düzenlemesi olan 2981 sayılı Kanun’un 3. ve 14. maddesinde ise, Kanundan
yararlanamayacak yapı ve alanlar sayılmış ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca belirlenmiş ve belirlenecek yerlerde ve
kıyı tanımına giren yerlerde bulunan yapıların imar affından faydalanamayacağı
açıkça düzenlenmiştir. Ayrıca, Danıştay kararlarıyla 2981 sayılı Kanun’un 8. ve
10. maddelerinin yorumundan; hazine, belediye il Özel idarelerine ait veya
Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün idare etmekte olduğu arsa ve arazilerin bu Kanun
kapsamında olduğu, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, orman gibi
yerlerin ise Kanundan yararlanma olanağı bulunmadığı kabul edilmiştir.

 

3194 sayılı İmar Kanunu’nun geçici
16. maddesi ve Yapı Kayıt Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Tebliği’ne göre
imar barışından faydalanamayacak olan yapılar şunlardır:

1- 31/12/2017 tarihinden sonra
yapılmış olan yapılar

2- Üçüncü kişilere ait özel
mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar

3- Kesinleşmiş planlar
neticesinde sosyal donatı alanı olarak belirlenmiş ve Maliye Bakanlığınca aynı
amaçla değerlendirilmek üzere ilgili kurumlara tahsis edilmiş Hazineye ait
taşınmazlar üzerinde bulunan yapılar

4- 2960 sayılı Boğaziçi
Kanunu’nda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde Kanuna
ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanda bulunan yapılar

5- İstanbul tarihi yarımada
içinde Kanuna ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen
alanlarda bulunan yapılar

6- 6546 sayılı Çanakkale
Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci
maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda bulunan
yapılar.

 

Yukarıda sayılanlar dışında
özel kanunlar kapsamında kalan alanlardaki yapıların imar barışı kapsamında
olmadığına ilişkin hiçbir kanun, yönetmelik, tebliğ ve genelge bulunmamaktadır.
Aksine, aşağıda aktardığımız karar ve idari işlemlerde, özel kanunlar
kapsamında kalan alanlarda bulunan yapılara yapı kayıt belgesi verilebileceği
açıkça ifade edilmiştir.

 

Anayasa Mahkemesi’nin 04.12.2019
tarih ve E:2019/109, K:2019/91 sayılı kararında;
2863
sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil
edilmiş bir yapı için alınan yapı kayıt belgesinin dava konusu yapının
kullanımına imkân sağladığı ifade edilmiştir.

 

Tapu ve Kadastro Genel
Müdürlüğünün “3194 Sayılı İmar Kanunu’nun geçici 16. Maddesi (İmar Barışı)
Uyarınca Yapılacak Olan İşlemler” Konulu 06.07.2018 tarih ve 2018/8 sayılı Genelgesinin
9. sayfasında; özel kanunlara (6306
sayılı Kanun, Kıyı Kanunu, Mera Kanunu, Toprak Koruma Kanunu, Orman Kanunu,
Doğal Sit, Arkeolojik Sit, Kentsel Sit, Askeri Güvenlik Alanı vs.)
tabi olan alanlarda bulunan taşınmazlarla
ilgili olarak Yapı Kayıt Belgesi alınması mümkün olduğu belirtilmiştir.

 

Aynı şekilde, Çevre ve
Şehircilik Bakanlığında imar barışı işlemlerini yürütmekle görevli olan Alt
Yapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 11.10.2019 tarih ve
E.238362 sayılı yazısında da; “Özel
Kanunlar (Kıyı, Orman, Mera, Toprak Koruma, Doğal Sit, Arkeolojik Sit, Kentsel
Sit, Askeri Güvenlik Alanı vs.) kapsamında kalan yapılar için Yapı Kayıt
Belgesi alınabilir.”
denilerek,
özel kanunlara tabi alanlarındaki yapılara yapı kayıt belgesi verilebileceği
belirtilmiştir.

 

Dolayısıyla, 1. derece arkeolojik
ve doğal sit alanları da dahi olmak üzere sit alanlarında, orman, kıyı ve mera
alanlarında bulunan yapılara yapı kayıt belgesi verilmeyeceğine ilişkin hiçbir
yasal düzenleme bulunmadığından, bu alanlarda 31 Aralık 2017 tarihinden önce
yapılmış olan yapılar için alınan yapı kayıt belgeleri geçerlidir. Bu nedenle,
bu yapılara yapı kayıt belgesi verilemeyeceğine ilişkin giriş kısmında
aktardığımız ve gündemin sıcaklığı üzerine yapılan açıklamaların da yasal
dayanağı bulunmamaktadır.

 

2. ÖZEL KANUNLARA TABİ
ALANLARDA BULUNAN VE YAPI KAYIT BELGESİ ALAN YAPILAR HAKKINDA
YIKIM VE PARA CEZASI KARARI ALINABİLİR Mİ?

 

İmar Barışı düzenlemesinin
yasal dayanağı olan 3194 sayılı İmar Kanunu’nun geçici 16. maddesinin 4.
fıkrasında; Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili İmar Kanunu ve 2960
sayılı Boğaziçi Kanunu uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen
idari para cezalarının iptal edileceği düzenlenmiştir.

 

İmar barışı düzenlemesi, yapı
kayıt belgesi alan yapının kullanımına imkân sağlamakta ve İmar Kanunu ve
Boğaziçi Kanunu uyarınca yıkım ve para cezası alınmasını engellemektedir.
Bununla birlikte, yapı kayıt belgesi verilen taşınmazlar yönünden ilgili özel
kanun hükümlerinin uygulanamayacağına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır.

 

3194 sayılı Kanun’un
“İstisnalar” başlıklı 4. maddesinde ise, özel kanunlarla belirlenen veya
belirlenecek olan yerlerde, İmar Kanunu’nun özel kanunlara aykırı olmayan
hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır

 

Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı’nın 11.10.2019 tarihli yazısında da Yapı Kayıt Belgesinin sadece 3194
sayılı İmar Kanunu uyarınca alınan yıkım kararlarını kaldıracağı, özel Kanunlar
kapsamında alınan yıkım kararlarını ise kaldırmayacağı ifade edilmiştir.

 

Bu kapsamda uygulama alanı en
fazla olan özel Kanunların ayrı ayrı değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır.

 

1. 2863 sayılı Kanun Kapsamında
Kalan ve Yapı Kayıt Belgesi Bulunan Yapılar Hakkında Yıkım ve Para Cezası
Verilebilir Mi?

 

a. 2863
sayılı Kanun’un 16. maddesine göre, bu Kanun’a tabi alanlardaki ruhsatsız
yapılaşma hakkında 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddeleri uyarınca,
belediye encümeni veya il daimî encümeninin yıkım ve para cezası kararı verme
yetkisi bulunmakta ise de; yapı kayıt belgesinin
bulunması durumunda İmar Kanunu’nun geçici 16. maddesinin 4. fıkrası uyarınca,
İmar Kanunu’na göre yıkım ve para cezası kararı alınamaz.

 

b. 2863
sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 57. maddesinde; “Korunması
gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit
alanlarına ilişkin uygulamaya yönelik kararlar almak.”
koruma kurullarının
görevleri arasında sayılmıştır.

 

3194 sayılı Kanun’un geçici 16.
maddesinde yer alan düzenlemenin, 2863 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına
engel oluşturmaması nedeniyle, ilgili Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu
veya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu tarafından, eski eser
niteliğindeki tescilli yapılardaki izinsiz yapılaşmalar ve sit alanlarında bulunan
yapılar hakkında doğrudan yıkım kararı alınabilir.

 

Fakat, 2863 sayılı Kanunda ruhsatsız
yapılaşma nedeniyle idari para cezası verileceğine ilişkin hüküm bulunmadığı
için, bu Kanun uyarınca idari para cezası verilmesi mümkün değildir.

 

2. 3621 sayılı Kıyı Kanun’u
Kapsamında Kalan ve Yapı Kayıt Belgesi Bulunan Yapılar
Hakkında Yıkım ve Para Cezası Verilebilir Mi?

 

a. 3621
sayılı Kıyı Kanunu’nun 13. maddesinde, Kıyı Kanun’u kapsamında kalan
alanlardaki uygulamaların kontrolünün; belediye ve mücavir alan sınırları
içinde belediye, dışında ise valilikçe yürütüleceği, 14. maddesinde ise, Kıyı Kanun’u
kapsamında kalan alanlarda ruhsatsız yapılar ile ruhsat ve eklerine aykırı
yapılar hakkında 3194 sayılı İmar Kanunu’nun ilgili hükümleri uygulanacağı
düzenlenmiştir.

 

Bu nedenle,Kıyı
Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca, kıyı ve sahil şeridinde bulunan yapılar
hakkında Kıyı Kanunu uyarınca yıkım ve para cezası kararı alınması mümkün
değildir.

 

b. Kıyı
Kanunu’nun 14. maddesinin göndermede bulunduğu İmar Kanunu’nun 32. ve 42.
maddelerine göre para cezası verilmesi de mümkün değildir. Zira, İmar
Kanunu’nun Geçici 16. maddesinin 4. fıkrası ile, yapı kayıt belgesi alan
yapılar hakkında belediye veya il özel idaresi tarafından İmar Kanunu uyarınca
yıkım ve para cezası kararı alınması engellenmiştir.

 

c. Kıyı
veya sahil şeridinde bulunan alanlar devletin hüküm ve tasarrufu altında olsa
dahi, Kıyı Kanunu’nun 14. maddesindeki açık hüküm nedeniyle, 775 sayılı
Gecekondu Kanun’u uyarınca da yıkım kararı alınamaz.

 

3. SATILMASI MÜMKÜN OLMAYAN
TAŞINMAZLAR ÜZERİNDEKİ YAPI KAYIT BELGESİ ALAN YAPILARIN DURUMU

 

İmar Kanunu’nun Geçici 16.
maddesi ve Yapı Kayıt Belgesi Tebliği uyarınca;

a. Hazineye
ait taşınmazlardan özel kanunları kapsamında kalan ve bu özel kanunlara göre
değerlendirilmesi gerekenler dışında kalanları ile,

b.
Belediyelerin özel mülkiyetinde olan taşınmazların Yapı Kayıt Belgesi sahipleri
ile bunların kanuni veya akdi haleflerinin talepleri üzerine satılacağı düzenlenmiştir.

 

“Özel kanunları kapsamında
kalan ve bu özel kanunlara göre değerlendirilmesi gereken”
ve bu
nedenle satılamayacak olan taşınmazların hangileri olduğu ise, 26 Aralık 2019
tarih ve 30990 sayılı Resmî Gazetede Yayımlanan 396 sayılı Milli Emlak Genel
Tebliğinde sayılmıştır.

 

Bu başlık altında satılması
mümkün olmayan hazine taşınmazları üzerinde bulunan yapıların durumu
incelenecektir.

 

a. Devletin
özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altındaki orman, mera, yayla, yol ve
yeşil alan gibi alanlarda bulunan ruhsatsız yapılar hakkında, İmar Kanunu uyarınca yıkım ve para cezası verilmesi mümkün
ise de; 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Geçici 16.
maddesinin 4. fıkrası uyarınca yapı kayıt belgesi bulunması durumunda İmar
Kanunu’na göre yıkım ve para cezası kararı alınamaz.

 

b. Devletin
özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altındaki alanlarda bulunan ve yapı
kayıt belgesi alan yapılar hakkında 775 sayılı Gecekondu Kanunu uyarınca yıkım
kararı alınmasını engelleyen herhangi bir hüküm bulunmadığı için, bu Kanun
uyarınca yıkım kararı alınabilir. Ancak, Gecekondu Kanunu’nda başkaca bir
yaptırım öngörülmediği için 775 sayılı Kanuna göre idari para cezası verilemez.

 

Fakat, yukarıda da
açıkladığımız üzere, kıyı veya sahil şeridinde bulunan taşınmazlar devletin
hüküm ve tasarrufu altında olsa dahi, Kıyı Kanunu’nun 14. maddesindeki açık
hüküm nedeniyle 775 sayılı Gecekondu Kanun’u uyarınca da yıkım kararı alınamaz.

 

c.
Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan yapılar
hakkında, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75. maddesi uyarınca tahliye
kararı da alınabilir.

 

d. Devletin özel mülkiyetinde ya da devletin hüküm ve
tasarrufu altında bulunan taşınmaza yapılan müdahalenin men’i ve yapı kayıt
belgeli yapının kal’i (yıkımı) talebiyle adli yargıda dava açılması da
mümkündür.

 

Nitekim, mera vasıflı taşınmaza
sürülmek, depo ve WC yapılmak suretiyle müdahalede bulunulduğu gerekçesiyle
açılan müdahalenin men’i ve yapıların kal’i talepli bir davada, Konya Bölge
Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince verilen kararda;

“3194 Sayılı İmar Kanunu Geçici
Madde 16’da, hazineye ait araziler üzerine inşa edilen ve yapı kayıt belgesi
alınan taşınmazların satışı için, hak sahibinin talebi ve rayiç bedelin
ödenmesinden başka bir şart öngörmemiştir. Ancak Kanun’da yer almamasına
karşın, bu maddenin uygulanmasına ilişkin yönetmelikte “Hazineye ait
taşınmazlardan özel kanunları kapsamında kalan ve bu özel kanunlara göre
değerlendirilmesi gerekenler dışında kalanlar”ın Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı’na devredileceği ve sonrasında satılabileceği düzenlenmiştir.
Yönetmelikte geçen “özel kanunları kapsamında kalan ve bu özel kanunlara göre
değerlendirilmesi gereken taşınmazlar” ifadesinden anlaşılması gereken
taşınmazlar 313 Sıra No’lu Milli Emlak Genel Tebliği’nde (R.G.: T.29.08.2007,
S.26628) sayılırken 1. Fıkranın i bendinde 25/2/1998 tarihli ve 4342 Sayılı
Mera Kanunu kapsamında kalan taşınmazların satılamayacağı ve devredilemeyeceği
düzenlenmiştir.

Şu halde, ister mülkiyet rejimi
dışında kalsın isterse özel yasal düzenlemeler çerçevesinde devri yasaklanmış
bulunsun, Hazineye ait bu nitelikteki taşınmazlar üzerine inşa edilen yapılar
için alınan yapı kayıt belgesinin, mülkiyetin devri imkanı tanımadığı
ortadadır. Bu taşınmazlar üzerinde yapılaşmaya engel yasal düzenlemelerin
varlığı nedeni ile yapı kayıt belgesi, zilyetliğin muhafazasına da imkân
tanıyamayacaktır. Aksinin kabulü halinde anayasal güvence altına alınan devlet
ormanlarının, yasal düzenlemelerle güvence altına alınan mera yaylak kışlak
gibi kamu malı niteliğindeki taşınmazların üzerinde yapı kayıt belgesi ile
hakka dayanan zilyetlik tesisi gündeme gelecektir.

Somut olayda; yukarıda
açıklanan ilkeler dikkate alındığında mera vasfındaki dava konusu taşınmaza
ilişkin yapı kayıt belgesi düzenlenmesi sahibine mülkiyetin devri imkanı
tanımadığı gibi zilyetliğin muhafazası imkanı da tanımadığından
davalının
bu yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.”

Gerekçeleriyle tartışmalı bir
şekilde yapı kayıt belgesi dikkate alınmamıştır.

 

Görüldüğü üzere, yapı kayıt
belgeli yapının bulunduğu alanın tabi olduğu mülkiyet rejimine göre çok farklı
ihtimaller doğmaktadır. Yargı kararlarına konu olmaya başlayan imar barışı
düzenlemesinin ileride çok farklı hukuki sorunlara sebep olacağı anlaşılmaktadır.

 

İmar Kanunu’nun Geçici 16.
maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Yapı Kayıt Belgesi yapının kullanım
amacına yöneliktir.”
hükmü nedeniyle, Kanunla kullanım hakkı verilmiş olan
yapının 775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca “izinsiz yapı”
ve bu yapı sahibinin de 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75. maddesi
uyarınca “fuzuli şagil” olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği
sorunu ortaya çıkacaktır.

 

Anayasa Mahkemesince benzer bir
durumla ilgili verilen ihlal kararı emsal olacak niteliktedir. Anayasa
Mahkemesinin kararına konu olayda; 2981 sayılı İmar Affı Kanunu uyarınca verilen
tapu tahsis belgesi ile kullanılan taşınmazın sit alanı ilan edilmesi nedeniyle
tahliyesine karar verilmiştir. Taşınmaz ayrıca 6831 sayılı Kanun’un 11.
maddesine göre orman olarak belirlenen taşınmazlardan olup, Orman Bakanlığı’na
tahsislidir. Bu işleme karşı açılan davanın reddedilerek kesinleşmesi üzerine
bireysel başvuruda bulunulmuştur. Anayasa Mahkemesince verilen kararda;
taşınmazın kamu yararı amacıyla tahliye edilmek istenmesine rağmen binanın
değerinin ödenmemesi veya zararı telafi edici öneriler sunulmaması, mülkiyet
hakkının (yapı yönünden) ihlali sonucunu doğurduğuna karar verilmiştir.

 

Sonuç olarak, hangi yolla
olursa olsun yapı kayıt belgesi alan yapı yıkılmak isteniyorsa, öncelikle yapı
sahibinin zararı karşılanmalı veya zararını telafi edici önlemler sunulmalıdır.

 

3. HAZİNENİN VEYA BELEDİYENİN
MÜLKİYETİNDE BULUNAN VE YAPI KAYIT BELGESİ SAHİBİNE SATIN ALMA HAKKI TANINAN
YAPILARIN DURUMU

 

Yapı kayıt belgeli yapının
üzerinde bulunduğu hazine veya belediye mülkiyetinde olan taşınmazın satışı
mümkün kılan yapı kayıt belgesinin, bu yapının yıkımına da engel oluşturacağını
kabul etmek gerekir. Bu nitelikteki yapı kayıt belgesinin, 2981 sayılı Kanun
kapsamında verilen tapu tahsis belgesiyle benzer hakları sağladığı
söylenebilir. Zira, tapu tahsis belgesi, ıslah imar planı veya kadastro
planları yapıldıktan sonra hak sahiplerine verilecek tapuya esas teşkil eder. Aynı
şekilde yapı kayıt belgesi de hazine ve belediye taşınmazını doğrudan satın
alma hakkı tanır.

 

Bu nedenle, tapu tahsis belgesi
bulunan yapı hakkında İmar Kanunu, Gecekondu Kanunu ve 2886 sayılı Kanun uyarınca yıkım ve para
cezası kararı alınması mümkün olmadığı gibi, hazine ve belediye taşınmazını
satın alma hakkı tanıyan yapı kayıt belgesi bulunması durumunda da yıkım ve
para cezası kararı alınamayacağı kabul edilmelidir.

 

Hazine veya belediyeye ait taşınmazın
satışı mümkün değil ise, yukarıda aktardığımız Anayasa Mahkemesi kararı
doğrultusunda, yapının değerinin ödenerek veya zararı telafi edici öneriler
sunularak yıkım ve tahliye işlemlerinin uygulanması gerekir.

 

4. DEVLETİN HÜKÜM VE TASARRUFU
ALTINDA OLMASI GEREKEN YERİN ÖZEL MÜLKİYETTE BULUNMASI DURUMU

 

Kıyı, orman ve mera
niteliğindeki taşınmazlar, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması gereken
yerlerdendir ve bu nitelikteki taşınmazların özel mülkiyete konu olması mümkün
değildir.

 

Fakat, bu nitelikte olmasına
rağmen özel mülkiyette bulunan taşınmazlar da mevcuttur. Bu taşınmazların
tapuları, açılacak olan tapu iptali davasıyla hükümsüz hale gelmediği sürece,
bu taşınmazlar üzerinde bulunan yapılar hakkında 775 sayılı Gecekondu Kanunu, 2886
sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca yıkım ve tahliye kararı alınamaz ve adli yargıda
müdahalenin men’i ve yapının kal’i (yıkımı) kararı verilemez.

 

Bu nitelikteki taşınmazlar
üzerinde bulunan ruhsatsız yapılar hakkında İmar Kanunu uyarınca yıkım ve para
cezası verilmesi mümkün ise de; 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Geçici 16.
maddesinin 4. fıkrası uyarınca, İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerine göre
yıkım ve para cezası kararı alınmasını engellemektedir.

 

5. MÜLKİYET HAKKI, KOMŞULUK
HAKKI, KAT MÜLKİYETİ KANUNU VE YAPI KAYIT BELGESİ

 

Kat mülkiyetine tabi olan
yerde, mimari projeye aykırı imalatlar yapılıp, ortak alana müdahale edildikten
sonra imar barışı kapsamında yapı kayıt belgesi alınması Kat Mülkiyeti
Kanunu’na aykırılığı ortadan kaldırmaz. Böyle bir durumda yapı
kayıt belgesi sadece belediye veya il özel idaresi tarafından İmar Kanunu’na
göre yıkım ve para ceza kararı verilmesini engeller.

 

Aynı şekilde, tecavüzlü yapı nedeniyle
mülkiyet hakkına veya yapının manzarayı kapatması nedeniyle komşuluk hakkına
dayanılarak açılan müdahalenin meni ve kal’i talepli davalarda sunulan yapı
kayıt belgelerinin, komşuluk hukukundan ve mülkiyet hakkından kaynaklanan
hakları ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle hükme esas alınmayacağı kabul
edilmektedir.

 

Paylaş

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir