5403 SAYILI TOPRAK KORUMA VE ARAZİ KULLANIMI KANUNU UYARINCA VERİLEN PARA CEZALARI İLE YIKIM VE ESKİ HÂLE GETİRME KARARLARININ NİTELİĞİ, BAŞVURU VE DAVA YOLLARI
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca verilen para cezaları, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu kapsamında idari yaptırım niteliğindedir.
7584 sayılı Kanun, 20 Haziran 2026 tarihinde yayımlanmış ve 5403 sayılı Kanun’un 21. maddesinde değişiklik yapmıştır. Metrekare başına ceza miktarı değiştirilmiş ve izinsiz yapılara elektrik, su ve doğal gaz aboneliği tesis edilmesine ilişkin yeni yaptırımlar getirilmiştir.
5403 sayılı Kanun’da bu cezalara karşı başvurulacak yargı yeri özel olarak gösterilmemiştir. Bu nedenle görevli yargı yeri belirlenirken Kabahatler Kanunu uygulanır.
Temel ölçüt şudur:
Yalnızca idari para cezası verilmişse görevli merci sulh ceza hâkimliğidir.
Buna karşılık, para cezasına konu işlem kapsamında aynı kişi hakkında yıkım, faaliyetin durdurulması veya arazinin tarımsal üretime uygun hâle getirilmesi gibi idari yargının görev alanına giren başka bir karar da verilmişse, para cezasına ilişkin uyuşmazlık da bu işlemle birlikte idare mahkemesinde görülür.
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 08.01.2024 tarihli, E.2023/616, K.2024/5 sayılı kararında; para cezasının yanında arazinin tarımsal üretime uygun hâle getirilmesine ilişkin bir karar da bulunması ve bu kararın idare mahkemesinde dava konusu edilmesi nedeniyle idari yargının görevli olduğuna karar verilmiştir.
Uyuşmazlık Mahkemesinin 13.04.2026 tarihli, E.2026/134, K.2026/165 sayılı kararında ise davacıya önce idari para cezası, aykırılığın giderilmemesi üzerine de üç kat idari para cezası verilmiştir. Ancak davacı hakkında ayrıca tesis edilmiş ve dava konusu edilmiş bir yıkım veya eski hâle getirme kararı bulunmadığından adli yargı görevli kabul edilmiştir.
Bu kararlara göre görevli yargı yerinin belirlenmesinde cezanın miktarı, ilk kez veya üç kat uygulanması ya da aynı fiil nedeniyle birden fazla para cezası verilmesi belirleyici değildir.
Belirleyici olan, para cezasıyla aynı hukuki süreç içinde ve aynı kişi hakkında idari yargının görev alanına giren başka bir kararın bulunması ve bu kararın para cezasıyla birlikte dava konusu edilmesidir.
ESKİ HÂLE GETİRME YÜKÜMLÜLÜĞÜ VE ÜÇ KAT CEZANIN ŞARTLARI
Arazinin eski hâline getirilmesinin istenmesi, ileride işlem yapılabileceğini bildiren basit bir ihtar değildir. Danıştay 10. Dairesinin 27.10.2025 tarihli, E.2025/3290, K.2025/4877 sayılı kararına göre bu istem, ilgiliye doğrudan yükümlülük yükleyen, kesin ve uygulanabilir bir idari işlemdir. Danıştayın bu kabulü, eski hâle getirme kararının idari yargıda tek başına dava konusu edilebileceğini göstermektedir. Bu karar, yukarıda yer verilen Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarıyla birlikte değerlendirildiğinde; yalnızca para cezasına karşı sulh ceza hâkimliğine, para cezasıyla birlikte eski hâle getirme kararına karşı ise idare mahkemesine başvurulması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Eski hâle getirme yükümlülüğünün süresinde yerine getirilmemesi, ilk para cezasının üç katı tutarında yeni bir cezanın kendiliğinden verilmesini gerektirmez. Danıştay kararında üç kat cezanın;
“Verilen süre içinde arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmediğinin Bakanlık birimlerince tespit edilmesi durumunda … uygulanacağı” Belirtilmiştir.
Buna göre üç kat ceza verilebilmesi için eski hâle getirme süresinin usulüne uygun biçimde verilmesi, bu sürenin dolması ve aykırılığın devam ettiğinin Bakanlık birimlerince yeniden tespit edilmesi gerekir. Bu şartlar gerçekleşmeden ilk para cezasının üç katı tutarında yeni bir idari para cezası verilemez.
ESKİ HÂLE GETİRME SÜRESİNİN TEBLİĞİ YIKIMIN VE ÜÇ KAT CEZANIN ÖN ŞARTIDIR
İzmir Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 30.12.2024 tarihli, E.2024/2003, K.2024/2398 sayılı kararına göre, yıkım ve eski hâle getirme işleminden önce ilgiliye iki aylık süre verilmesi yeterli değildir; bu süreyi veren işlemin ayrıca tebliğ edilmesi gerekir. Kararda bu şart;
“İki aylık süre tanınmasına ilişkin işlemin tesis ve tebliğinin gerektiği”
Şeklinde ifade edilmiştir.
Buna göre eski hâle getirme süresi tebliğle başlar. Tebliğ ispatlanmadan sürenin dolduğundan söz edilemez ve yıkım işlemine geçilemez. Karar doğrudan üç kat para cezasına ilişkin olmamakla birlikte, üç kat ceza da aynı iki aylık sürenin dolmasına bağlandığından, usulüne uygun tebliğ bulunmadan bu cezanın verilemeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır.
TEBLİĞ EKSİKLİĞİ GİDERİLEREK SÜREÇ YENİDEN İŞLETİLEBİLİR
İzmir Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 30.12.2024 tarihli, E.2024/2042, K.2024/2399 sayılı kararında, iki aylık sürenin tebliğ edilmemesi nedeniyle yıkım işlemi iptal edilmiş; ancak,
“Tebliğ eksikliği giderilerek hukuki sürecin devam ettirilebileceği” de belirtilmiştir.
Buna göre tebliğ eksikliği, idarenin yaptırım uygulama yetkisini ortadan kaldırmaz; ancak yıkım sürecinin bu aşamada ilerletilmesine engel olur. Aynı eksiklik, üç kat para cezası bakımından da hukuka aykırılık sebebi oluşturur. İdare, eski hâle getirme süresini usulüne uygun biçimde tebliğ ettikten ve sürenin sonunda aykırılığın devam ettiğini yeniden tespit ettikten sonra yıkım ve üç kat para cezası konusunda yeni işlemler tesis edebilir.
PARA CEZASI SOMUT FİİLE VE DENETLENEBİLİR TESPİTLERE DAYANMALIDIR
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 27.10.2021 tarihli, Gülsüm Kestaneci, B. No: 2018/7477 sayılı kararına göre; yalnızca taşınmazın maliki olmak, idari para cezası verilmesi için yeterli değildir. İdare; araziyi fiilen kimin kullandığını, bozucu eylemin kim tarafından ve ne zaman gerçekleştirildiğini, cezalandırılan kişi ile fiil arasındaki bağı somut delillerle ortaya koymalıdır.
Anayasa Mahkemesinin 30.04.2025 tarihli, Bekir Ağartıoğlu, B. No: 2022/41702 sayılı kararına göre ise cezaya esas alan, ölçüm ve hesaplar açık olmalı; kullanılan veya zarar verilen alan denetlenebilir biçimde gösterilmelidir.
Mülkiyet tek başına ceza sorumluluğu doğurmaz. Para cezası, tapu kaydına değil; fiili, faili ve zarar verilen alanı ortaya koyan somut ve denetlenebilir tespitlere dayanmalıdır.
BAŞVURU VE DAVA SÜRELERİ
Yalnızca idari para cezası verilmişse, cezanın tebliğinden itibaren on beş gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvurulmalıdır.
Para cezasıyla birlikte eski hâle getirme veya yıkım kararı da dava konusu edilecekse, altmış gün içinde idare mahkemesinde dava açılmalıdır.
Para cezası, eski hâle getirme ve yıkım kararları farklı tarihlerde tebliğ edilmişse, her işlemin dava süresi kendi tebliğ tarihinden itibaren ayrı ayrı başlar. Sonradan verilen bir yıkım kararı, kural olarak daha önce kesinleşen para cezasına karşı yeni bir süre başlatmaz.
YANLIŞ YARGI YERİNE BAŞVURU
İdari yargıda görülmesi gereken dava yanlışlıkla adli yargıda açılmışsa, görevsizlik kararının kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir. Ancak ilk başvurunun da kendi süresi içinde yapılmış olması gerekir.
BAŞVURU YOLUNUN GÖSTERİLMEMESİ
İdare, işleminde başvurulacak yargı yerini ve başvuru süresini göstermek zorundadır.
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15.03.2022 tarihli, E.2021/2, K.2022/1 sayılı kararına göre, özel dava açma süresi işlemde gösterilmemişse idare mahkemelerinde altmış günlük genel dava açma süresi uygulanır. Bu ölçüt, idari yargıda dava konusu edilen işlemler bakımından geçerlidir; sulh ceza hâkimliğine yapılacak başvurunun süresini doğrudan değiştirmez.
SONUÇ
İlk para cezası, üç kat para cezası ve yıkım; aynı hukuki sürecin birbirini izleyen, fakat birbirinden ayrı sonuç doğuran aşamalarıdır. Her aşamanın hukuka uygunluğu, kendisinden önceki aşamanın usulüne uygun biçimde tamamlanmasına bağlıdır.
İlk cezanın verilmiş olması, idareye doğrudan üç kat ceza verme veya yıkıma geçme yetkisi tanımaz. Kanunda öngörülen süreler usulüne uygun biçimde tebliğ edilmeli; sürenin sonunda aykırılığın devam ettiği yeniden ve açıkça tespit edilmelidir.