1. Anasayfa
  2. Yargı Kararları

Yargı Kararlarıyla İmar Kanunu’nun 32. Maddesi Kapsamında Yıkım Kararına İtiraz , İptal Davası ve Yürütmenin Durdurulması


0

Yargı Kararlarıyla İmar Kanunu’nun 32. Maddesi Kapsamında Yıkım Kararına İtiraz , İptal Davası ve Yürütmenin Durdurulması

1.İmar Kanunu’na Göre Yıkım Kararı

Türk hukukunda yıkım, yaklaşık yirmi ayrı kanunda farklı sebep ve usullerle düzenlenmiştir. Bu yüzden ilk soru, yapının ruhsatlı olup olmadığı değil, hangi kanuna tabi olduğudur. Cevap; yapının niteliğine, bulunduğu alanın hukuki statüsüne ve taşınmazın mülkiyet rejimine göre değişir.

İmar hukukunun görevi açıktır: Can ve mal güvenliğini sağlamak, şehir düzenini, çevreyi ve estetik değerleri korumak, hukuka aykırı yapılaşmaya izin vermemek. Fakat bu amaç, idareye dilediği yapıyı, dilediği zamanda ve dilediği usulle yıkma yetkisi vermez. Yıkım, bir yapının fiziksel ve ekonomik varlığını sona erdiren, mülkiyet hakkı üzerinde çoğu zaman geri dönüşü olmayan sonuçlar doğuran ağır bir işlemdir. Üstelik imar alanlarının yeterince üretilemediği, barınma ihtiyacının büyüdüğü, benzer yapılara farklı işlemler uygulandığı ve geçici düzenlemelerin yeni çelişkiler yarattığı bir ülkede her yıkım kararı hukuki yönden daha sıkı incelenmelidir. Bu nedenle yapının bulunduğu yerde yürürlükte olan imar yönetmeliği, çevre düzeni planı ve diğer imar planları birlikte incelenerek yapılaşma hakları ile varsa ruhsat muafiyetleri belirlenmelidir.

İmar Kanunu’nun 32. maddesine dayanılması veya yapının ruhsatsız olması tek başına yeterli değildir. Aykırılık açıkça ortaya konulmalı, karar yetkili makam tarafından alınmalı, kanuni usul eksiksiz izlenmeli ve yıkım kural olarak yalnızca mevzuata aykırı kısımla sınırlı tutulmalıdır. Bu çalışmada, yıkım kararını sakatlayan hukuki hatalar ile itiraz, iptal davası ve yürütmenin durdurulması yollarının zamanında ve etkili biçimde nasıl kullanılacağı, yargı kararları üzerinden anlatılacaktır.

2.İmar Kanunu’nun 32. Maddesine Göre Yıkım Süreci

İmar Kanunu’nun 32. maddesine göre süreç, imar aykırılığının tespitiyle başlar. Yapının mevcut durumu yapı tatil tutanağıyla belirlenir, yapı mühürlenir ve inşaat derhal durdurulur. Tutanak yapı yerine asılır; bir nüshası muhtara, bir nüshası Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne gönderilir. Aykırılık ayrıca tapunun beyanlar hanesine kaydedilmek üzere en geç yedi gün içinde tapu müdürlüğüne bildirilir.

Ardından yapının ruhsata bağlanıp bağlanamayacağı veya aykırılığın giderilip giderilemeyeceği incelenir. Bunun mümkün olması hâlinde yapı sahibine en çok bir aylık süre verilir. Bu süre içinde ruhsat alınır veya aykırılık giderilirse mühür kaldırılarak inşaatın devamına izin verilir. Yapının ruhsata bağlanamayacağı veya aykırılığın giderilemeyeceği belirlenirse bir aylık süre beklenmez; belediye encümeni veya il idare kurulu kararı üzerine yıkım ilgili idarece gerçekleştirilir.

Süreç kısaca şöyledir:
tespit → tutanak → mühürleme → bildirim → ruhsata bağlanabilirlik incelemesi → gerekiyorsa bir aylık süre → yetkili kurul kararı → yıkım

3.Hangi Hâllerde Yıkım Kararı Verilebilir?

Bir yapının “kaçak” olarak nitelendirilmesi, tek başına yıkım için yeterli değildir. Önce yapının ruhsata tabi olup olmadığı, hangi kısmının mevzuata aykırı bulunduğu, aykırılığın ne zaman yapıldığı ve giderilip giderilemeyeceği belirlenmelidir. Yıkım ancak usulüne uygun bir yapı tatil tutanağına ve açık, somut, ölçülebilir tespitlere dayanabilir.

3.1. Ruhsatsız Yapılar

Kanunda öngörülen istisnalar dışında bütün yapılar ruhsata tabidir. Ancak yapının ruhsatsız olması, doğrudan yıkılması için tek başına yeterli değildir; önce ruhsata bağlanıp bağlanamayacağı belirlenmelidir.

Yapı ruhsata bağlanabilecek durumdaysa yapı sahibi, tebliğ tarihinden itibaren en çok bir ay içinde ruhsat almalıdır. Yalnızca ruhsat başvurusu yapılması yapıyı ruhsatlı hâle getirmez ve yıkımı engellemez. Danıştay da kanuni süresi içinde ruhsat alınmayan yapı hakkında verilen yıkım kararını hukuka uygun bulmuştur (Danıştay 14. Dairesi, E.2015/1172, K.2018/3871, 22.5.2018). Yapının ruhsata bağlanamayacağı açıkça belirlenmişse bir aylık süre beklenmez. Ancak bu sonucun teknik ve hukuki gerekçeleri somut olarak ortaya konulmalıdır.

3.2. Ruhsat Ve Eki Projelere Aykırı Yapılar

Ruhsatlı bir yapı; mimari, statik, elektrik ve mekanik projelerine uygun biçimde inşa edilmelidir. Projede bulunmayan ilaveler, kapalı alan artışları, yeni bağımsız bölümler, kat ilaveleri ve taşıyıcı sistemi etkileyen değişiklikler yıkıma konu olabilir.

Aykırılık giderilebilir veya tadilat ruhsatına bağlanabilir durumdaysa yapı sahibine süre verilmelidir. Süre sonunda aykırılık giderilmezse kural olarak yalnızca projeye aykırı kısmın yıkımına karar verilir. Yapının tamamı ancak aykırılığın bütün yapıyı etkilemesi veya aykırı kısmın ruhsatlı bölümlere zarar verilmeden ayrılmasının teknik olarak mümkün olmaması hâlinde yıkılabilir.

3.3. Ruhsat Süresi Dolduktan Sonra Yapılan Kısımlar

İmar Kanunu’nun 29. maddesine göre ruhsat tarihinden itibaren iki yıl içinde yapıya başlanmaz veya yapı beş yıl içinde tamamlanmazsa ruhsat hükümsüz hâle gelir. Bundan sonra inşaata devam edilebilmesi için ruhsatın yenilenmesi gerekir.

Ancak ruhsat süresinin dolması, o tarihe kadar ruhsata uygun biçimde yapılan bütün kısımların yıkılmasını gerektirmez. Yıkıma esas alınabilecek bölümler, ruhsat hükümsüz kaldıktan sonra yapılan veya başından beri projeye aykırı olan kısımlardır.

Danıştay, yapının ruhsat süresi içinde ulaştığı seviye ile bu süreden sonra yapılan bölümler belirlenmeden yapının tamamının ruhsatsız kabul edilemeyeceğine karar vermiştir (Danıştay 14. Dairesi, E.2015/2958, K.2018/5521, 20.9.2018).

3.4. Sonradan Yapılan İlaveler Ve Esaslı Tadilatlar

Ruhsatına uygun tamamlanan bir yapıya sonradan ruhsatsız ilave yapılması veya yapıda esaslı tadilata gidilmesi hâlinde 32. madde uygulanabilir. Taşıyıcı sistemi, yapı alanını, bağımsız bölüm sayısını, ortak alanları, kullanım amacını veya ruhsat eki projeleri değiştiren işlemler esaslı tadilat sayılır ve ruhsata tabidir.

Buna karşılık boya, badana, sıva, kaplama, tesisat onarımı ve kiremit aktarılması gibi basit tamirler ruhsat gerektirmez. Açılır-kapanır katlanır cam panel, korkuluk, pergola, çardak veya kameriye, bölme duvar ve pencere değişimi de mevzuatta belirtilen sınırlar içinde ruhsattan muaftır. Yapının tabi olduğu imar planı, yerel imar yönetmeliği ve alanın özel mevzuatı saklıdır.

Burada imalata verilen ad değil, ortaya çıkan sonuç önemlidir. Etrafı açık ve hafif bir pergola ruhsat gerektirmezken, aynı yerin duvarlarla çevrilerek kapalı kullanım alanına dönüştürülmesi ruhsata tabi olabilir. Benzer şekilde balkonun katlanır camla kapatılması kural olarak ruhsat gerektirmez; balkonun odaya katılması veya bağımsız bölüm alanının büyütülmesi ise esaslı tadilat sayılabilir.

3.5. Yapı Kullanma İzni Bulunan Yapılardaki Aykırılıklar

Yapı kullanma izni, yapıyı sonradan yapılan ruhsatsız imalatlara karşı korumaz. İskân alındıktan sonra yapılan ilave ve esaslı tadilatlar, diğer ruhsat aykırılıkları gibi durdurulabilir ve yıkıma konu edilebilir.

Aykırılık yapının ilk inşa edildiği tarihten beri mevcutsa durum farklıdır. Yapı mevcut hâliyle kullanma izni almış ve aykırı kısmın yıkılması ruhsatlı bölümlere de zarar verecekse, yapı kullanma izni hukuk dünyasında varlığını sürdürürken doğrudan yıkım kararı verilmesi mümkün olmayabilir. Danıştay, bu nitelikteki bir olayda yapı kullanma izni iptal edilmeden alınan yıkım kararını hukuka aykırı bulmuştur (Danıştay 14. Dairesi, E.2016/8816, K.2018/5828, 2.10.2018).

Bu nedenle iskânlı yapılarda önce aykırılığın ne zaman meydana geldiği belirlenmelidir.

3.6. İmar Planı Veya Yapı Ruhsatı İptal Edilen Yapılar

İmar planının veya yapı ruhsatının mahkeme kararıyla iptal edilmesi, yapının hukuki dayanağını ortadan kaldırabilir. Ancak bu durumda da yapı tatil tutanağı düzenlenmesi, yapının mühürlenmesi ve yetkili kurul tarafından yıkım kararı alınması gerekir.

Yıkım kararı verilmeden önce yapı bedelinin mutlaka ödenmesi gerektiğine ilişkin genel bir kural yoktur. Yapı sahibinin idareye güvenerek yaptığı harcamalar ve uğradığı zarar, ayrıca açılacak tam yargı davasında değerlendirilir.

3.7. İmar Affı Veya Yapı Kayıt Belgesi Bulunan Yapılar

Geçerli bir Yapı Kayıt Belgesi, kapsadığı yapı hakkında İmar Kanunu uyarınca alınmış yıkım kararları bakımından sonuç doğurur. Ancak bu belge yapıyı bütünüyle ruhsatlı hâle getirmez ve belgeden sonra yapılan yeni imalatları korumaz.

Belgenin yapıyı gerçekten kapsayıp kapsamadığı, yapının 31 Aralık 2017’den önce yapılıp yapılmadığı ve belgenin hâlen geçerli olup olmadığı araştırılmalıdır. Yapı Kayıt Belgesinin hukuka aykırı düzenlendiği düşünülüyorsa kural olarak önce yetkili makam tarafından iptal edilmesi gerekir.

Belgenin koruyucu etkisi esas olarak İmar Kanunu kapsamındaki işlemler yönündendir. Gecekondu Kanunu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu veya diğer özel kanunlara dayanan yıkım kararları ayrıca değerlendirilmelidir.

Mülga 2981 sayılı Kanun kapsamında verilen belgeler de yalnızca kapsadıkları bölüm yönünden sonuç doğurmuştur. Danıştay, tapu tahsis belgesi bulunan zemin katı da içine alacak şekilde yapının tamamı hakkında yıkım kararı verilmesini hukuka aykırı bulmuş; yalnızca belge dışında kalan ruhsatsız katın yıkılabileceğine karar vermiştir (Danıştay 14. Dairesi, E.2011/16129, K.2013/2319, 1.4.2013).

3.8. Yapının Amacı Dışında Kullanılması

Bir yapının ruhsatında belirtilen amaç dışında kullanılması, tek başına İmar Kanunu’nun 32. maddesine göre yıkım sebebi değildir. Çünkü 32. madde, esas olarak ruhsatsız veya ruhsat ve eki projelere aykırı imalatların ortadan kaldırılmasını düzenler. Yapıda fiziksel ya da ruhsata tabi bir değişiklik yapılmadan yalnızca kullanım biçiminin değiştirilmesi hâlinde yıkım kararı verilemez.

Danıştay 6. Dairesi, yapının kullanımına ilişkin aykırılık gerekçe gösterilerek 32. madde uyarınca verilen yıkım kararında hukuka uygunluk bulunmadığına karar vermiştir (Danıştay 6. Dairesi E.1998/3254, K.1999/3159, 9.6.1999).

Bununla birlikte kullanım değişikliği için ruhsatsız imalat yapılmışsa bu imalatlar ayrıca yıkıma konu olabilir. Kullanım aykırılığı; işyeri ruhsatının iptali, faaliyetin durdurulması veya başka idari yaptırımlar uygulanması sonucunu da doğurabilir.

3.9. Küçük Ölçü Farkları Ve Kabul Edilebilir Hata

Ruhsat eki projedeki ölçüler ile yapının gerçek ölçüleri arasındaki her fark yıkımı gerektirmez. Yapının konumunu, alanını ve temel imar şartlarını etkilemeyen çok küçük sapmalar uygulamada “kabil-i tecviz hata” olarak kabul edilebilmektedir.

Mevzuatta bütün yapılar için geçerli sabit bir hata oranı bulunmamaktadır. Bu nedenle uygulamada kullanılan binde beş gibi oranlar genel ve bağlayıcı bir kural değildir. Ölçü farkının kabul edilebilir olup olmadığı; yapının büyüklüğü, parsel içindeki konumu, çekme mesafeleri, taşıyıcı sistemi ve komşu taşınmazlara etkisi göz önünde bulundurularak teknik incelemeyle belirlenmelidir.

Danıştay 6. Dairesi, kabul edilebilir hata değerlendirmesinin ancak yapının kendi parseli içinde kalması ve proje aykırılığının çok küçük olması hâlinde yapılabileceğini; komşu parsele taşan yapılarda bu ilkenin uygulanamayacağını kabul etmiştir (Danıştay 6. Dairesi E.1993/3323, K.1994/1794, 3.5.1994).

3.10. Komşu Parsele Taşan Yapılar

Bir yapının komşu parsele taşması hem imar hukuku hem de özel hukuk bakımından sonuç doğurur. Türk Medeni Kanunu’nun 725. maddesindeki taşkın yapı hükümleri, taşınmaz malikleri arasındaki mülkiyet sorununa çözüm sağlayabilir. Ancak bunun çözülmesi tek başına yeterli değildir; yapının imar planına, çekme mesafelerine ve diğer yapılaşma şartlarına da uygun olması gerekir.

Taşkın kısmın giderilmesi veya yapının ruhsata bağlanması hukuken ve teknik olarak mümkünse İmar Kanunu’nun 32. maddesindeki süre uygulanır. Bu süre içinde gerekli izinler alınmaz veya aykırılık giderilmezse yıkım kararı verilebilir. Yapının ruhsata bağlanması mümkün değilse komşu malikin rızası da yıkımı önlemez. Danıştay, komşu parsele taşan yapının küçük ölçü farkı kapsamında korunamayacağına karar vermiştir (Danıştay 6. Dairesi, E.1993/3323, K.1994/1794, 3.5.1994).

 4.Yıkım Kararında Usul, Yetki ve Yıkım Giderleri

Bir yapının ruhsatsız veya projeye aykırı olması, yıkım için tek başına yeterli değildir. İmar Kanunu’nun 32. maddesindeki süreye, yetki kurallarına ve diğer usul şartlarına da uyulmalıdır. Bu kurallardaki hata, yıkım kararının iptaline yol açabilir.

4.1. Bir Aylık Süre

Yapı tatil tutanağının yapı yerine asılmasından sonra yapı sahibine, ruhsat alması veya aykırılığı gidermesi için en çok bir ay süre tanınır. Tutanakta süre belirtilmemişse kanundaki bir aylık sürenin verildiği kabul edilir. Yapının ruhsata bağlanmasının veya aykırılığın giderilmesinin mümkün olduğu hâllerde bu süre dolmadan yıkım kararı alınamaz.

Danıştay, yapı tatil tutanağında İmar Kanunu’nun 32. maddesine göre işlem yapılacağının belirtilmesini yeterli görmüş; bir ay beklenmeden alınan yıkım kararını hukuka aykırı bulmuştur (Danıştay 14. Dairesi, E.2015/8585, K.2018/5653, 25.9.2018).

İdare daha sonra ayrıca süre vermişse bu sürenin de dolması beklenmelidir. Danıştay, encümen kararıyla verilen otuz günlük süre sona ermeden alınan yıkım kararını hukuka aykırı bulmuştur (Danıştay 14. Dairesi, E.2015/415, K.2018/4184, 29.5.2018).

Yapının ruhsata bağlanamayacağı veya aykırılığın giderilemeyeceği açıkça belirlenmişse bir aylık süre beklenmez. Ancak idare, bunun teknik ve hukuki gerekçelerini kararda göstermelidir.

4.2. Yıkım Kararını Verecek Makam

4.2.1. Belediye Sınırları İçerisinde Yetki

Belediye sınırları içinde yıkım kararı verme yetkisi belediye encümenine aittir. Belediye başkanı, başkan yardımcısı, imar müdürlüğü, yapı kontrol müdürlüğü veya başka bir belediye birimi encümen yerine yıkım kararı veremez.

Danıştay, park ve bahçeler müdürlüğü tarafından tesis edilen yıkıma yönelik işlemi, belediye encümeni tarafından alınmadığı için hukuka aykırı bulmuştur (Danıştay 14. Dairesi, E.2018/2440, K.2018/6052, 9.10.2018). İmar ve şehircilik müdürlüğünün yıkım uygulanacağını bildiren işlemi de aynı gerekçeyle iptal edilmiştir (Danıştay 14. Dairesi, E.2015/8153, K.2018/4532, 11.6.2018).

Encümen kararının kaldırılması veya geri alınması için yapılan başvuruyu da kural olarak encümen karara bağlamalıdır. Danıştay, bu başvurunun imar ve şehircilik müdürlüğü tarafından reddedilmesini yetki yönünden hukuka aykırı bulmuştur (Danıştay 14. Dairesi, E.2015/6534, K.2018/4508, 7.6.2018).

Belediye sınırları dışında yıkım kararı il idare kurulu tarafından alınır. Özel kanunlara tabi alanlarda ise yetkili idare ayrıca belirlenmelidir.

4.2.2. Büyükşehirlerde Yetki

Büyükşehirlerde genel yetki, yapının bulunduğu ilçe belediyesine aittir. Ruhsat, yapı tatil tutanağı, mühürleme ve yıkım işlemleri kural olarak ilçe belediyesi tarafından yürütülür. Danıştay da ilçe sınırları içindeki yapılara ilişkin imar işlemlerinde ilçe belediyesinin yetkili olduğuna karar vermiştir (Danıştay 6. Dairesi, E.1990/2033, K.1991/2083, 22.10.1991).

Ancak 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 11. maddesine göre büyükşehir belediyesi, ilçe belediyelerinin imar uygulamalarını denetleyebilir. Tespit edilen aykırılığın giderilmesi için ilçe belediyesine üç ayı geçmemek üzere süre verir. Bu sürede gerekli işlem yapılmazsa büyükşehir belediyesi İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerindeki yetkileri kullanabilir.

Büyükşehir belediyesinin bu yetkisi genel değil, ilçe belediyesinin hareketsiz kalması üzerine doğan ikincil bir yetkidir.

4.2.3. Bakanlığın Yetkisi

İmar Kanunu’nun 32. maddesi, ilgili idarenin hareketsiz kalması hâlinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına da yıkım yetkisi vermektedir.

Yapı mevzuata uygun hâle getirilmediği hâlde tutanaktan itibaren iki ay içinde yıkım kararı alınmaz veya alınan karar altı ay içinde uygulanmazsa Bakanlık yapıyı yıkabilir ya da yıktırabilir. Bu durumda yıkım gideri, görevini zamanında yerine getirmeyen ilgili idareden yüzde yüz fazlasıyla tahsil edilir. Tahsil edilemeyen tutar, ilgili idarenin merkezi bütçeden aldığı paylardan kesilebilir.

4.2.4. Alışveriş Merkezleri

6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 5. maddesine göre büyükşehirlerde alışveriş merkezlerine yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni verme yetkisi büyükşehir belediyesine aittir. Bu nedenle alışveriş merkezlerine ilişkin imar ve yıkım işlemlerinde de büyükşehir belediyesinin yetkili olduğu kabul edilmektedir.

4.2.5. Organize Sanayi Bölgeleri

Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği’nin 44. maddesine göre OSB tüzel kişiliği, bölgedeki yapılaşmanın plana ve mevzuata uygunluğunu denetler.

OSB, ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapıyı tespit ederek katılımcıya aykırılığı gidermesi için otuz gün süre verir. Aykırılık giderilmezse durum belediye sınırları içinde belediyeye, dışında valiliğe bildirilir. İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerine göre gerekli işlemler bu idarelerce tesis edilir. Yıkım, Bakanlığın talimatı üzerine valilik veya kaymakamlık tarafından gerçekleştirilir ve gider yapı sahibinden alınır.

4.2.6. Kıyı ve Sahil Şeritleri

3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 14. maddesine göre kıyılardaki ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapılar hakkında İmar Kanunu hükümleri uygulanır.

Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 19 ve 20. maddeleri uyarınca denetim ve uygulama, belediye sınırları içinde belediye, dışında valilik tarafından yürütülür. Yapının kıyıda bulunması; yapı tatil tutanağı, mühürleme, süre ve yetkili makam gibi 32. maddede öngörülen usulleri ortadan kaldırmaz.

4.3. Yıkım giderleri

İmar Kanunu’nun 32. maddesine göre yıkım idare tarafından yapılırsa gerçek gider yapı sahibinden tahsil edilir. Kanunda bu giderin yüzde yirmi fazlasıyla alınacağına ilişkin bir hüküm yoktur.

Danıştay, yıkım giderinin yüzde yirmi fazlasıyla tahsil edilmesine ilişkin kısmı hukuka aykırı bulmuş; bu durumda işlemin tamamının değil, yalnızca fazla tahsilata ilişkin bölümünün iptal edilmesi gerektiğini kabul etmiştir (Danıştay 14. Dairesi, E.2015/5384, K.2018/4678, 12.6.2018).

Yıkım kararının hukuka uygunluğu incelenirken yalnızca yapının imar durumu değil; ilgilisine tanınan süre, işlemi tesis eden idare, kararı alan makam ve yıkım giderine ilişkin hükümler de birlikte değerlendirilmelidir.

 5.Yıkım Kararına Karşı Kimler Dava Açabilir?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesine göre iptal davası, işlem nedeniyle menfaati ihlal edilen kişiler tarafından açılabilir. Bu menfaatin meşru, kişisel ve güncel olması gerekir.

Yıkım kararı doğrudan yapıya yönelik olduğundan taşınmaz maliki, yapı sahibi ve kararın muhatabı dava açabilir. Ancak işlemin hangi yapı veya bağımsız bölüm hakkında verildiği açıkça belirlenmelidir. Danıştay, tutanakta gösterilen bağımsız bölüm ile davacıya ait bölümün örtüşmediği bir uyuşmazlıkta, yapı malikinin tereddüde yer bırakmayacak biçimde belirlenmemesi nedeniyle yıkım işlemini hukuka aykırı bulmuştur (Danıştay 14. Dairesi, 6.3.2014).

Dava açma hakkı yalnızca malike ait değildir. Yıkımın uygulanması hâlinde kullanım veya işletme hakkı doğrudan etkilenecek kiracı da iptal davası açabilir. Danıştay, yıkıma konu yapıda işyeri ruhsatıyla faaliyet gösteren kiracının işlemle meşru, kişisel ve güncel ilişkisinin bulunduğunu kabul etmiştir (Danıştay 14. Dairesi, E.2011/9654, K.2012/2931, 18.4.2012).

Yıkım kararı ile imar para cezası bu bakımdan birbirinden ayrılır. Yıkım, yapıya yönelik olduğu için malik, yapı sahibi ve kiracı gibi işlemden doğrudan etkilenen kişilerce dava konusu edilebilir. İmar para cezası ise kişisel bir yaptırımdır; kural olarak yalnızca adına düzenlenen kişi tarafından dava konusu edilebilir.

 6.Yıkım Kararına İtiraz, Dava Açma Süresi ve Görevli Mahkeme

Yıkım kararına karşı dava açmadan önce idareye başvurmak zorunlu değildir. İlgili kişi doğrudan iptal davası açabileceği gibi, 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca kararın kaldırılması, geri alınması veya değiştirilmesi için isteğe bağlı idari başvuruda da bulunabilir.

Yıkım kararlarına karşı açılacak davalarda görevli mahkeme idare mahkemesidir. Aynı Kanun’un 34. maddesi uyarınca yetkili mahkeme ise kural olarak taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesidir. Dava, kararın yazılı olarak bildirilmesini izleyen günden itibaren 60 gün içinde açılmalıdır. Karar kendisine tebliğ edilmeyen kiracı gibi doğrudan ilgililer bakımından sürenin başlangıcı, somut olayın özelliklerine göre kararın öğrenildiği tarih esas alınarak belirlenebilir. (Danıştay Dergisi, Sayı 158)

İdari başvuru 60 günlük dava açma süresi içinde yapılırsa işlemekte olan süre durur. İdare başvuruyu reddeder veya 30 gün içinde cevap vermezse süre kaldığı yerden yeniden işlemeye başlar; başvurudan önce geçen günler de süre hesabına katılır.

İdari başvuru veya iptal davası, yıkım kararının uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. Yıkımın dava sonuçlanıncaya kadar uygulanmaması için mahkemeden ayrıca yürütmenin durdurulması istenmeli ve bu yönde karar alınmalıdır.

 7.Yıkım Kararına Karşı Yürütmenin Durdurulması Kararı Nasıl Alınır?

Yıkım kararına karşı dava açılması, işlemi kendiliğinden durdurmaz. Yapının dava sonuçlanmadan yıkılmasını önlemek için ayrıca yürütmenin durdurulması istenmelidir.

2577 sayılı Kanun’un 27. maddesine göre bunun için iki şart birlikte aranır: İşlem açıkça hukuka aykırı olmalı ve uygulanması telafisi güç veya imkânsız zarar doğurmalıdır. Yıkım, yapıyı ortadan kaldıran ve geri dönüşü olmayan bir işlem olduğundan zarar şartı kural olarak vardır. Asıl mesele, açık hukuka aykırılığı güçlü biçimde ortaya koymaktır.

Yıkım kararı; yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden incelenmelidir. Yetkisiz makam, eksik yapı tatil tutanağı, kanuni sürenin beklenmemesi, ruhsat gerektirmeyen bir imalatın veya ruhsatlı bölümlerin yıkıma konu edilmesi açık hukuka aykırılık oluşturabilir. Danıştay; süre dolmadan alınan kararı (Danıştay 14. Dairesi, E.2015/8585, K.2018/5653, 25.9.2018), yetkisiz belediye birimince tesis edilen işlemi (Danıştay 14. Dairesi, E.2018/2440, K.2018/6052, 9.10.2018) ve yeterli tespit içermeyen tutanağa dayanan yıkım kararını hukuka aykırı bulmuştur (Danıştay 14. Dairesi, E.2015/2958, K.2018/5521, 20.9.2018).

Bu aykırılıklar; tutanak, encümen kararı, ruhsat, proje, fotoğraf ve teknik raporlarla belgelenmeli, benzer yüksek yargı kararlarıyla desteklenmelidir. Böylece yürütmenin durdurulmasının iki şartının da gerçekleştiği mahkemeye açıkça gösterilebilir.

Dava sonunda yıkım kararı iptal edilebilir, dava reddedilebilir veya işlemin yalnızca hukuka aykırı kısmı iptal edilebilir. Karar dava sırasında kaldırılır ya da yapı ruhsata bağlanırsa karar verilmesine yer olmadığına hükmedilebilir. Yapı daha önce yıkılmışsa, iptal kararı uğranılan zararın tazmini için açılacak tam yargı davasına dayanak oluşturabilir.

Sonuç

Bir yapının ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olması, her yıkım kararını kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez. Kararın doğru idare ve yetkili makam tarafından, kanuni süreler gözetilerek ve açık, somut tespitlere dayanılarak alınması gerekir. Bunun yanında, işlemin iptaline yol açabilecek diğer hukuka aykırılıkların ve idare hukukunun genel ilkelerine aykırı bir yön bulunup bulunmadığının da dikkatle araştırılması gerekir. Tespit edilen bütün aykırılıklar birlikte değerlendirilmeli, gerekli hukuki yollar eksiksiz ve zamanında kullanılmalıdır. Dava açılması yıkımı kendiliğinden durdurmaz. Yıkım geri alınamaz; hukuki koruma, yapı ayaktayken sağlanmalıdır.

 

Paylaş

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir